Author Archives: Özlem çetinkaya

interstellar_sineptik

Interstellar (2014)

Film Christopher Nolan’ın ünlü fizikçilerle çalışıp, senaryosunu 2 yılda yazdığı henüz kanıtlanamamış teorileri, gerçeğe uygun bir şekilde hikayeyle destekleyen son çektiği uzay filmi. Filmde çiftçi bir babanın, uzaya çıkışı ve burada kara deliğe girmesi konu edilmiştir. Bunun yanı sıra yoğun olarak baba kız ilişkisini de izleyebileceğimiz filmde, görelilik, kuantum fiziği ve zaman konusu işlenmiştir.

Bu filmi seyretmedimBu filmi seyrettim

IMDB

Interstellar (2014)
Interstellar poster Rating: 9.1/10 (114,391 votes)
Director: Christopher Nolan
Writer: Jonathan Nolan, Christopher Nolan
Stars: Ellen Burstyn, Matthew McConaughey, Mackenzie Foy, John Lithgow
Runtime: 169 min
Rated: PG-13
Genre: Adventure, Sci-Fi
Released: 07 Nov 2014
Plot: A group of explorers use a newly discovered wormhole to surpass the limitations on human space travel and conquer an interstellar endeavor.

Hedef Kitle

Etiketler

Zaman, Karadelik, Solucan deliği, İzafiyet, Görelilik, Uzay, Yer çekimi, Baba kız ilişkisi, Saat, Yıldız

Detay

  • Fizik, astronomi gibi konulara ilginiz var ise,
  • Kuantum, görelilik, ve izafiyet teorisini merak ediyorsanız,
  • Baba kız ilişkisinden etkileniyorsanız,
  • Uzaya gitmenin nasıl bir şey olduğunu biraz olsun deneyimlemek isterseniz,
  • Zaman ve sevgi kavramlarının birleşimini izlemek size keyif verecekse,
  • Gezegen, solucan deliği, karadelik gibi kavramlara ilginiz varsa,
  • Fringe, Cosmos, 2001 Odyssey gibi yapımlardan hoşlandıysanız, bu filmi sevebilirsiniz.

Fragman

Sık Sorulan Sorular
Burası filmle ilgili akla takılan “ya neden neden” deyip kafayı yiyebilmeye kadar götürecek sorulara adanmıştır.Filmi seyretmeyenlerin okuması bir faciaya yol açabilir.

Film Cooper karakterinin kızı, oğlu ve ölmüş eşinin babasıyla birlikte yaşadıkları yer ile açılıyor. Araya yaşlı insanların bölge ile ilgili yaşadıkları olayları anlattıkları görüntüler giriyor. ‘’her yerin toz bulutuyla kaplı olması, çoğu zaman tabakları ters çevirdikleri ve sabah uyandıklarında etrafında kalın bir tabaka toz olması vs. Kasaba toz içinde. Burada tercih edilen ‘’felaketi’’, kuraklık ve tüketimi, sonuçlarının bu kadar güzel yansıtılması açısından oldukça başarılı buluyorum. Hiçbir şekilde besin elde edilemeyecek kuraklık. Herhangi başka bir felaketin bu kadar etkileyici olabileceğini düşünmüyorum. Küresel ısınma, susuzluk vs. Bunlar ‘’gerçekte’’ çok çok önemli olaylar olmasına rağmen, ‘’açlık’’ kadar etkilemiyor insanoğlunu.

Filmin sonunda çözeceğimiz en önemli yerlerden biri ise, babasının kabus gördüğü sırada, Murph’ün odaya gelmesi ve ‘’seni hayalet sandım baba’’ dediği sahne. İlk cümlede verilen mesajı, sonda anlayacak olmamız etkileyici.

Baba ve iki çocuğu arabada okula doğru giderlerken Hindistan Hava Kuvvetlerinin aracını gördükleri sahne filmin heyecanına giriş için başarılı bulduğum sahnelerden. Fakat tam olarak vermek istediği mesajı herkes aynı mı anladı emin değilim. Aslında Cooper’ın yapmak istediği şey, güneş panellerini çiftlik için kullanmak, fakat verilmek istenen mesaj ‘’dünya çok daha ileri teknoloji sayesinde bu duruma gelebilir’’ olabilir.
Murphy’yi, kanunlarından çok, okuduğum bir romanın karakteri olarak hatırlıyorum. Orda da bu isim çok önemli ve alt metni kuvvetli bir karakterin ismiydi. Kendiyle derdi olan, dünyasından kaçmak isteyen bir karakter. Bu filmde ise, küçük kızın isminin Murph olması kızın babasına sorduğu bir soruyla bizi içine çekmekte. – bana neden böyle kötü bir isim verdiniz? Cooper’ın cevabı – Murph kötü bir şey değil, sadece olacağı kesin olan şey demek. Düşünmemiz gereken milyonlarca şeyin arasına sıkışmış küçücük bir bölümü kaplayan bu sahne aslında çok çok derin anlamlar barındırmakta. Taksi aramazken onlarca taksinin kornaya basıp, size kendini göstermesiyle, taksiye ihtiyacınız olduğunda taksi bulamamanız Murphy yasalarını düşündürtse de, çoğu zaman şunun mesajını verir; bir şey olacaksa olur. Kötü şeyleri hiç unutmadığımız, iyi şeyleri ise normal karşıladığımız için Murphy bunu destekler. İyiydim geçti, kötüyüm bu da geçecek diyerek bir sonraki ana atladığımız müddetçe Murphy ve ‘’kötü’’ etkisi çok uzaklarda kalacaktır.

Öğretmen, Murph’ün okula getirdiği kitaptan bahseder. Bunun üzerine başlayan tartışmada Apollo saçmalığından, bunun kuvvetli bir propaganda oluşundan, ve Ay’a gidildiğine inanmadığından bahseden bir öğretmenle tanışırız. Cooper buna çok sinirlenir. Saydırmaya başlar ve ardından arabasına döner, kızına – ‘’sayemde okuldan uzaklaştırıldın’’ der. Bu sahnede izlediğimiz şey, insanların üzerine çok düşünmediği, emin olmadıkları şeyler hakkında atıp tutmalarına harika bir örnektir. Daha önceki uzaya gidişinde Stratosferi geçemeyen Cooper’ın gözlerindeki ‘’Uzay’’ aşkı, öğretmenin donuk, sisteme ayak uydurmuş, kurallı cümleleri onu sinirlendirmekte oldukça haklı.

Kafaları karıştıran, sorular sordurtan bir diğer sahne ise, büyük toz bulutlarının kasabayı sarması sırasında, Cooper’ın, Murph’e bunu araştırmak zorunda olduklarını söylemesi, ‘’Gravity’’ dediği ve aydınlandığı sırada henüz seyirci aydınlanmış değil. Hele hele benim gibi fizikten çok uzak kişiler. Fakat sorular arasında şu çok fazla var. ‘’ madem karadeliğe gidecekti, gitme diyen kendisi olacaktı neden koordinatları hesaplıyor’’ gözden kaçan noktalardan biri koordinatın ilk ipucunu veren kişi Murph! Bunun dışında da, beni en çok tatmin eden şey, bir şey olacaksa olur. Ve çoğu zaman hata olduğunu bile bile bazı şeyleri yapmaya devam ederiz. Ki konu burada apayrı. Geçmişteki sen gelecekteki senden mesajlar alabilir. Çoğu zaman zihnin duvarları karşısında kurduğumuz cümleler buna çıkabilir. ‘’Aslında gitmek çok istiyorum ama içimde bir his var’’ işte o his henüz bilimin birçok alanı gibi tanımlanabilmiş değil ve beni çok etkilemekte.

Uzaya çık ve onları kurtar

Bilim kurgu dehlizine atılmamız an meselesi, daha önce şahit olmadığımız türden korunaklı NASA karşımızda. Çoğu düşünürün yıllar önce az çok tasvirini yaptığı robot Tars ile tanışıyoruz. Onu sonra çok seveceğiz. Kızı ellerinde fakat Cooper çok geçmeden anlıyor ki, burası onu çağırdı. Profesör Brand ile karşılaşıyor. Ve yolculuk başlıyor.

Bu dünya sana hiç yetmedi

Profesör Brand ile sohbetleri sırasında Cooper, yaşanabilecek başka gezegen bulmak için, insanlığı, ailesini kurtarmak için uzaya gidecek. Zorlu, dönüş zamanı belli olmayan bir yolculuk bu. Ama tek korkusu kızından ayrılmak. Bu sahnelerde yaşanan drama kesinlikle abartı değil. Daha fazlası olsa bile kurtarır. Kolay değil ki, bir daha belki de çocuklarını göremeyecek.

Bilim kurgu ve dram gibi iki farklı tarzı birleştiren sahnelerden bir diğeri ise, daha önce Murph’ün gelmemesi gerektiği halde yan koltukta saklanan Muprh’ü, yolculuğa çıkmadan önce yolda giderken tekrar battaniyeyi kaldırıp orada olup olmadığını kontrol ettiği ve ağladığı sahne. Daha naif, daha güzel anlatılamazdı.

Uzay yolculuğu başlar. Evrimin ilk yapı taşının tesadüf olduğundan söz edilir. Ve aralarında geçen bir başka diyalog sırasında, ‘’uzayda kötülük yok, yanımızda ne kadar götürürsek o kadar’’ der Brand. Bu cümlenin kanıtlandığı, kimilerine komik gelen, kimilerine saçma gelen yerlerinden biri ise iki astronotun beyaz gezegende kavga ettiği sahne. Bu sahne insana ait her şeyin kendisiyle birlikte gittiği gerçeği. Gerçekten bizler hırs, kötülük gibi kavramları uzay boşluğunda bile hayata geçirebilen varlıklarız. Mann’ın Cooper’ın astronot başlığını çatlatabilmesini de buna bağlıyorum. Doğadaki, uzaydaki hiçbir şey bilerek zarar vermez, fakat kötülükle atılan bir kafa her şeyi mahvedebilir. Ayrıca eklemem gereken bir başka aydınlanmam ise şu diyaloglarla oldu. Mann, Cooper’a –buraya bir robotla gelmeyi de tercih edebilirdim, fakat robotlarda içgüdü olmadığı için başarılı olamayacaktım. Eminim sen bir tehlike karşısında, ölecekken gözünün önünden geçecek şey, çocukların olacak. Ve bu da yaşama tutunmanı sağlayacak. Bizlere yüzyıllardır anlatılan, ölürken; hayatımızın film şeridi gibi gözümüzün önünden geçeceği söylenir. Bu diyaloglarla bambaşka bir anlam kazanmıştır. Aslında olan şey ‘’yaşama içgüdüsüdür’’. Sevdiklerimizi düşünüp hayata tutunmak isteriz.

Su (dalga) kaplı gezegende geçen her 1 saat, dünyada 7 yıl demek. Ve burada yapılan bir hata sonucu maalesef vakit kaybederler. Burada görelilik kavramı devreye girer. Zaman farklı akar. Bunun örneklerini özel yaşantımızda da fark edebiliriz. Uyurken zamanı fark etmememiz ama zamanın akması gibi. Tabii ki bilimsel açıklama yapmaktan çekinmekteyim. Bunun için makale, teoriyi ortaya çıkaran kişilerin fikirlerini okumanızda fayda var. Fakat eklemek istediğim ve bu filmi izlediğimde daha da net anladığım geçenlerde okuduğum ‘’Arşimet’in banyo küveti’’ isimli kitaptan bir bölüm. ‘’ Yolda bir adam beni durdurdu ve bana zamanı söyleyebilir misiniz? Dedi. Evet, tabii, ama şimdi değil dedim.

Ben bu filmi incelerken; bilimden uzak açıklamalar yapmayı tercih ediyorum. Hem bilgimin her zaman yetersiz kalacağı için, hem de bunun bir ‘’film’’ olduğunu unutmamamız için. Eğer bu film beni bir yazar olarak dahi çok etkilediyse, fizikçilerin aldığı keyfi düşünemiyorum bile. Senaryo konusunda eleştirilebilecek noktalar kesinlikle yok değil. Önemli olan şey, bu kadar cesaret istenen, şimdiki mantığımızla neredeyse imkansız dediğimiz bir atmosferi bizlerle tanıştırmış olması. Ben gaddarca eleştirilmesini çok yersiz bulanlardanım. Çünkü hala bir tarafım eksik gibi. Hala Karadelikteyim. Ve atomlarım, beni dünyaya çekmek için zorluyor.

Karadelik ile ilgili tartışmalar sürüp giderken ben hala o muhteşem yerin görselliğini düşünerek beynime ziyafet çektiriyorum. Karadeliğe felsefik açıdan yaklaşanları da yanıma alıp elbette. Bir ruh olarak orada süzüldüğümü hayal ettiğimde, göreceğim görüntüyü düşünüyorum. Ben neyle kaplıyım? Dünyada neye mahkum edildim? O şeye duyduğum sevgi ne kadar kuvvetli? Neleri kurtarmak isterdim? Neyi değiştirmek isterdim? Yapılan eleştirilerde katıldığım tek şey, karadelikte geçen bölümün kısa olması. Ben 3 saat daha o atmosferi yaşamak isterdim. 3 boyutta olduğum bu dünyada, 5. Boyuta geçişi uzun uzun yaşamak isterdim. ‘’tekillik kavramını ve göreliliği’’ iliklerime kadar hissetmemişim gibi. Sanki zamanı somutlaştırmak cümlesini hep duymuş ama hala anlayamamış gibi bakmak isterdim.

Evreka

Herhangi bir atılımın değeri, tadı, atılan çığlığın değeridir. Çoğumuz belki ‘’hah’’ deriz ama Evreka’da diyebiliriz. Evreka, buldum! Anlamında antik Yunanca bir sözcüktür.

Kendi ömürlerimizin ötesine gitmek

İnsanlığın kendi başına yapması imkansız cümlelerden biri gibi. Fakat film bunu başarıyor. Kızının yanına döndüğünde 124 yaşında ve gencecik. Kızının ömrünün sonunu gençken izliyor. Fakat her şeyi başarmış şekilde.

Film izlerken mutlaka ‘’ben olsam böyle yapmazdım, şuraya şunu eklerdim, ya da şu sahneyi değiştirirdim’’ gibi cümleler kurarız. Bu çok normal. Fakat ben İnterstellar’da daha önce deneyimlemediğim, aklımı kurcalayan, daha çok okumama sebep olan, 3 haftadır etkisinde olma halini çok sevdim. Bunu başarabilen çok az film var. İzlerken mantık hataları yerine, çocukluğuma gidip, hayal dünyama döndüm. Sadece karadelik bölümü için bile defalarca izleyebileceğim bir film olduğunu düşünüyorum.

Bad Boy Bubby (1993)

bad_boy_bubby_sineptik

Aşina olduğumuz anne-oğul ilişkisinin oldukça dışında bir yapım. Venedik jüri özel ödüllü film, 35 yıldır sapık annesinin; “dışarda korkunç bir zehir var, çıkarsan ölürsün” cümleleriyle eve kapatılan Bubby’nin, bir gün dışarı çıkmasıyla başlayan olaylar silsilesini anlatır. Detay

The Virgin Spring (1960)

virgin-spring-sineptik

Orta Çağ’ın zirve dönemi olarak adlandırılan 13.yüzyılda, İskandinavya sınırları içinde bir yer. Bir cuma öğleden sonrası, kiliseye götürülmesi gereken mumlar için evin bakire kızı görevlendirilir. Yolculuğun uzun ve yorucu olduğundan söz edilir. Bu yolculuk kalanlara ve gidenlere çeşitli sonuçları da … Detay

Boyhood (2014 )

Boyhood_Sineptik

Film Richard Linklater’in 12 yılda çektiği, boşanmış bir çiftin çocukları olan Mason ve Samantha’nın yaşamlarına ayna tutuyor. Odak noktası Mason karakteri olan filmde, karakterin büyürken yaşadıkları, aile ilişkisinin yanı sıra, yaş almanın nasıl bir şey olduğu gerçek zamanla anlatılıyor. Detay