firstlove_fallenangel_sineptik

Fallen Angels (1995)

İki ana hikayeden oluşan filmin ilkinde yönetmen, profesyonel bir katil ve ajanın birlikte uyumlu çalışmalarının yanında, birbirlerine olan duyguları, seçmiş oldukları meslekler ve seçmek istedikleri hayatları bizle buluştururken , diğer hikayemizde aşk acısı sonrasında, tarihi geçmiş bir ananas konservesi yediği için konuşamayan bir gencin düşüncelerine ve yaşadıklarına tanık oluyoruz.Film, Chungking Express’in devamı olarak kabul edilmekte.

Bu filmi seyretmedimBu filmi seyrettim

IMDB 

Fallen Angels (1995)
Fallen Angels poster Rating: 7.7/10 (12,324 votes)
Director: Kar Wai Wong
Writer: Kar Wai Wong
Stars: Leon Lai, Michelle Reis, Takeshi Kaneshiro, Charlie Yeung
Runtime: 96 min
Rated: R
Genre: Crime, Drama, Romance
Released: 30 Jan 1998
Plot: A disillusioned killer embarks on his last hit but first he has to overcome his affections for his cool, detached partner. Thinking it's dangerous and improper to become involved with a ...

Hedef Kitle

Etiketler

Aksiyon, ananas, Aşk,chungking express,dondurma, katil,motorsiklet, müzik,platonik aşk, trajikomedi,wong kar-wai

Detay

  • Chungking Express’te PC 223′e ne olduğunu merak mı etmiştiniz? Filmimizin ikinci hikayesini anlatan kahramanımız PC 223, He Qiwu.
  • Filmde aynı zamanda aksiyon sahneleri mevcut.
  • Mutlu Aşk Vardır şarkısının kaderinde Wong Kar-wai, yine görsel, duygusal ve yorumsal bir eser çıkarmış.
  • Başka bir film, “Hiç konuşmadan anlaşabilir miyiz acaba?” sorusunu gündeme getirmişken, Fallen Angels, buna alternatif bir cevap sunmuş.
  •  Uzak doğunun Johnny Depp’i olarak kabul edilen Takeshi Kaneshiro’nun eğlenceli performansına eşlik etmek mümkün.
  • ‘Her aşk kendi içerisinde platoniktir’ düşüncesi ile yer yer trajikomik bir film olduğu söylenebilir.
  • Filme eşlik eden müzikler ise tipik bir Wong Kar-Wai filminde olduğu gibi kulağa hoş gelen ezgilerden oluşmakta.
  • ‘Hatırlanmak’ üzerine güzel bir betimleme.
  • Film, ilk öneride belirttiği gibi Chungking Express’in devamı olarak kabul edilmekte. Yer yer, Chungking Express filminin mekanlarına da denk gelebiliyorsunuz lakin Chungking Express’ten biraz daha karanlık bir film olduğu aşikar.

Fragman

Sık Sorulan Sorular
Burası filmle ilgili akla takılan “ya neden neden” diyip kafayı yiyebilmeye kadar götürecek sorulara adanmıştır.Filmi seyretmeyenlerin okuması bir faciaya yol açabilir.

“Hala iş ortağı mıyız?”

Filmimiz bu şekilde başlıyor. İki iş partneri. Birisi katil, diğeri ise ajan. Ajan, kimi, ne zaman öldüreceğini katile söylerken, katil, ajanın önceden kendisine faksladığı kroki ile kendisine verilen kişileri öldürüyor ve bunu yaparken ” Karar vermek zorunda olmamak hoşuma gidiyor, kimleri, ne zaman öldüreceğim başkaları tarafından düşünülüyor, ben tembel bir adamım, kararların başkası tarafından verilmesi hoşuma gidiyor, bu nedenle de bir  iş ortağına ihtiyacım oluyor.” diyor.

İş ortağı olan ajan ise, gerekli bilgileri katile veriyor. İş olduktan sonra katilin evine gidip gerekli temizliği yapıyor. Sadece bu kadar mı? Katilin bildiği bu kadar. Oysa ajan, katile karşı saplantıya yakın duygular besliyor. Evindeki çöpleri karıştırması, hangi bara gittiğini öğrenmesi ya da hangi sigarayı içtiğini bilmesi gibi. Birbirlerini hiç görmüyorlar ama katil ajana, ajan da katile aşık.

Bir katil normal bir insanmış gibi yaşayabilir mi? Ortaokul arkadaşları yok mudur? Ya da geleceğe ait planları? Yaşam sigortası yaptırmak isteyemez m? Peki ya aşık olmak? Yapmış olduğu mesleği elinin tersi ile itip, bir lokanta açıp, sevdiği kadınla iş değil de hayat partneri olamaz mı? Filmde tüm bu çelişkiler verilirken, katil, çatışma sonrası yaralandığı bir anda hayatına böyle devam etmek istemediğine karar veriyor. Aşık olduğu için hayatta sadece kendisinden sorumlu değildir, düşündüğü başka bir kadın vardır ve bu nedenle duyguları, yaşamı, canı daha kıymetli bir hale gelmeye başlamıştır. Kısacası hayatı anlam kazanmaya başlamıştır. Peki iş ortağını terk ederse, onu hayat ortağı yapabilir mi?

Bütün bu karmaşıklığın içerisinde , yağmurlu bir gecede sarışın bir kadın ile tanışır. Kadın hayat dolu, neşeli, her şeyi oyuna çeviren kolay bir insandır. Katil ise, kaos hayatında basitliğe, sadeliğe özlem duyarken, aşık olduğu kadının eksikliğini geçici de olsa bu kadınla örtmeye çalışır.

Ajan, katilin yatağında onu düşünerek ağlarken, katil, sarışın bir kadınla onu düşünerek geceyi geçirir. Ajan’a bir şarkı bırakır. “Forget Him”

Bu iki kadının yollarının kesişmesi ise, yan yana yürürken birbirlerinden gelen tanıdık parfüm kokusu ile meydana gelir. Birbirini hiç görmeyen katil ve ajan, bu kadının aracılığı ile buluşma kararı alır.

Buluşmada filmin başındaki cümleyi duyarız. Ajan, katile sorar, “Hala iş ortağı mıyız?” Adamın demek istedikleri “Seninle iş ortağı iken, hem de hayat ortağı olamam. İşimi değil, seni seçiyorum” iken, sadece “Seninle iş ortağı olamam.” cümlesi çıkar. Ajan, katilden son bir iş ister ve ardından gazeteye ölüm ilanı verir. Kendisini seçmediğini düşünen ajan, tam da katil ‘kararların başkaları tarafından verilmesinden’sıkılmışken’ onu ölüme gönderir.

Ölümünden önce ise sarışın kadından ayrılır ve sarışın kadın, katilin kendisini hatırlamasını ister. En çok istediği şey unutulmamaktır, çünkü geçmişinde katille birlikte olmuş ve unutulmuştur. Katil ise unutulmamak konusunda “Unutulmamak o kadar önemli mi? Ben sadece onun yaşamındaki bir vahayım.” diye düşünür.

 

He Qiwu,  otelin yardımcısı olan babasıyla yaşayan hapis  numarası 223 olan, Chungking Express’ten kendisine aşina olduğumuz karakterimizdir. Esas tanınmışlığı, polis olduğu zamanlarda yaka numarası PC 223 iken, o günümüzde bu numarayı hapishane  numarası olarak görmektedir. Değil polis olmak,polisler ile arkadaş bile olamayacağına karar vermiş, aşk acısı çektikten bir ay sonra tarihi geçmiş bir ananas konservesi yediği için sesini kaybetmiş bir kahramanımızdır. Chungking Express’ten bildiğimiz gibi, ananas konserveleri onun aşkını, ilişkisini temsil ederken, tarihi geçmiş bir ilişkinin kendi sesine  mal olduğunu anlatır aslında bize burada. Bu da demek oluyor ki, biz kendisini en son bıraktığımızda doğum gününde, 1 Mayıs tarihli ananas konservelerini yiyordu. Zira ilişkisine koyduğu son kullanma tarihi de 1 Mayıs olduğunda, bizden sonra 1 ay boyunca 1 Mayıs tarihli ananas konservesi yediğini öğreniyoruz.

Şimdilerde ise gece vardiyasına geçmiş,  geceleri geç saatlerde insanların dükkanlarına giriyor, insanları zorla yıkamaya çalışıyor, zorla sebze satmaya, zorla dondurma yedirmeye çalışıyor. Özellikle dondurma konusunda hassas noktası olduğunu keşfediyoruz. Sürekli karşılaştığı bir müşterisine  zorla dondurma yedirirken, tatmin olmayıp ailesine de dondurma servisi etmeye başlıyor. Adamın dileği ise açık ve net “Fazla dondurma yemekten ölmek istemiyorum.” yemediği zaman ne mi yapıyor? Polislikten gelen bir güçle yedirmeye  zorluyor.

Dondurma arabası ile ilgili ise naif bir hikayesi var. Çocukluğunda ne zaman evlerinin önünde dondurma arabası görse mutlu olduğunu belirtiyor. Babasına neden dondurma arabası şoförü olmadığını sorduğunda ise, annesinin dondurma arabasına çarparak öldüğünü, bu sebepten dondurma sevmediğini öğreniyor. Buna rağmen dondurmaları çok seviyor. Burada, sevdiğimiz şeylerin aslında bizim katillerimiz olduğunun küçük sinyallerini yakmakta belki de Wong Kar-Wai, ikinci kez.

Bu noktada Charlie ile tanışıyoruz. Charlie, büfede, telefonda eski sevgilisi ile konuşan, eski sevgilisinin kendisine dönmek için ona kur yaptığını sanan çılgın bir kız. He Qiwu ise ona bir şey göstermek inadı ile yanından ayrılmıyor. Charlie’nin konuşmasına şahit oldukça, konuşmanın istediği yönün tam zıt istikametine gittiğini fark ediyoruz. Charlie’nin eski sevgilisi, kendisini ‘Sarışın’ ile evleneceği düğününe davet ediyor. Üzüntüsünü belli etmeyen Charlie, telefonu kapattıktan sonra kısa bir sinir krizi geçirerek He Qiwu’nun omuzunda ağlıyor. Çünkü bir omuza ihtiyacı var. Malum, He Qiwu, omuzunda uyunmasına da alışıktır, ağlanmasına da. He Qiwu, doğru zamanda, doğru yerdedir ama yanlış kişidir.

Katilin, bir sarışına ihtiyacı olduğu gibi, Charlie’nin bir omuza ihtiyacı olduğu gibi, He Qiwu’nun anlaşılmaya ihtiyacı vardır. Charlie, o konuşmadığı halde onu anlayan tek kişidir ve 30 Mayıs 1995’te (bknz tarihi geçmiş konserve zehirlenmesinden tam bir sene sonra) He Qiwu, Charlie’ye bir yağmur eşliğinde ilk defa aşık olduğunu bize söyler. Aslında ilk aşkı değildir ama hepimiz yaşadığımız aşkı, öncekilerden farklı hissederiz ve ilk aşkımız deriz.. Herkes ihtiyacı olan kişiyi bulmuştur ama ezber bozan aşk buna nasıl cevap verir?

He Qiwu, kendisini daha yakışıklı ve daha çekici hisseder. ” Aşk bir adamı değiştirir derler, ben kendimi daha yakışıklı ve çekici buluyorum.” der. Sevdiğimiz kişinin sevgisi mi bizi güzelleştirir? Birisi tarafından sevilmek ya da beğenildiğimizi düşünmek mi bizi çekici kılar? Başkalarının dükkanlarını gasp etmeyi bırakır, işleri yoluna koymaya çalışır. Bu arada son gasp ettiği dükkana baktığımızda Chungking Express’teki meşhur büfeyi görürüz, yani ChungkingExpress’te bir sene sonra PC 663’ün satın aldığı büfeyi. Gel gelelim, işler  He Qiwu’nun optimistiliği gibi olumlu ilerlemez. Charlie, eski sevgilisini unutamaz. He Qiwu ise, “Aşk acı çektirir derler, benimse saçlarım sararıyor.” der.

He Qiwu’nun aşık olmasından üç ay geçmiştir ki, tam da Chungking Express’te Faye’nin ketçap ve mayonezle  yaptığı dans figürlerine  şahit olurken, Charlie’i gasp ettiği büfede görür. Telefonla sevgilisine geldiğini haber veriyordur ama He Qiwu’yu tanımaz, hatırlayamaz. He Qiwu, mevsimin ilk esintisini hissetmiştir. “O gece ilk defa üşüdüm, kışın bu kadar erken geleceğini düşünmemiştim .” der.

Ajan’ı yemek yerken görürüz. Bir elinde sigarası bir elinde yemeğini yemektedir. Solgundur, bakımsızdır, ölü gibidir. Artık kimsenin çöpünü karıştırmadığını ve genelde yalnız çalıştığını açıklar bizlere ve çok iyi beslendiği halde sürekli soğuk almış gibi hissettiğini. O bunları açıklarken arkada kavga eden toplulukta He Qiwu’yu görürüz. Yüzü kan içerisindedir ama ajanı fark etmiştir. Daha önce de babasının çalıştığı otelde kesişmiştir yolları. “Onunla öncesinde de karşılaşmıştım, aramızda bir şey olmayacağını biliyordum, kimya yoktu ama yine de o akşam oldukça çekici geldi.” der ve sigarasını yakar. He Qiwu’dan onu eve bırakmasını isteyen ajan ise, He Qiwu’nun motorsikletinin arkasında ona sarılmış bir şekilde giderken düşünür… “Birazdan ayrılacağız ama bu sıcaklık hoşuma gidiyor.”

İkisi de ısınamıyordur, ikisi de üşümektedir bu sevilmediklerini ve sevmediklerini anlatır bize ama o akşam ikisinin de hissetmiş olduğu çekim, insani dürtülerden başka bir şey değildir. İnsanların duygularını tükettiklerinde geriye güdüsel olarak duyulan ihtiyaç. Tüketmişlik belki de tükenmişliğin yol açtığı kabullenme duygusu.

Birinci filmde tanıdığımız PC 223, kararlı, dışa dönük, oldukça konuşkan ve istediğine aşık olabilen bir karakterdi. Onun bu özelliklerinin şimdiki hikayede  sessiz, konuşmayan belki de konuşamayan bir insan yaptığını gözlemliyoruz. Gerçekten sevdiğimiz şeyler bizim katillerimiz olabilir mi? Kendimizi bile bile onlara teslim ediyor olabilir miyiz?

En büyük korkularımızdan birisi hatırlanmamak olabilir mi peki? Sarışın kadın katilden onu hatırlamasını istemesi, He Qiwu’nun babasını zorla kameraya çektiği görüntüler, Charlie’nin He Qiwu’yu hatırlamaması sonucu, He Qiwu’nun  hatırlanmaması üzerine ilk defa üzülmesi?

Eğer bir iz bırakmaksa bütün amaç, bu hikayede bırakılan izleri, birinin sessizliğinde, öbürünün kışı ruhunun derinliklerinde hissetmesinden gözlemleyebiliriz.

Katilin de biraz dediği gibi , aşklarımız yaşam yolundaki vahalarımız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*