mulholland_drive_sineptik

Mulholland Drive (2001)

Seviyor muyum yoksa nefret mi ediyorum ikilemi içinde bocalayan ve bu ikilemi bir vicdan muhasebesi içinde bütün benliğinde oldukça sarsıntılı yaşayan, Hollywood’un zorlu yollarına baş koymuş bir “kaybeden”in hikayesi… Ve tabi bu hikayenin Lynch elinde harmanlanmış mükemmel kurgusu… “Nefretten aşk; aşktan nefret nasıl doğar”ın çarpıcı yüze vuruculuğu ile Mulholland Drive, Lynch’in belki de en olmuş-pişmiş “sürreal-real kombinasyonu ile hayata bakış nasıl olur” projesidir.

Bu filmi seyretmedimBu filmi seyrettim

IMDB 

Mulholland Drive (2001)
Mulholland Drive poster Rating: 8.0/10 (191,300 votes)
Director: David Lynch
Writer: David Lynch
Stars: Naomi Watts, Laura Harring, Ann Miller, Dan Hedaya
Runtime: 147 min
Rated: R
Genre: Drama, Mystery, Thriller
Released: 21 Nov 2001
Plot: After a car wreck on the winding Mulholland Drive renders a woman amnesiac, she and a perky Hollywood-hopeful search for clues and answers across Los Angeles in a twisting venture beyond dreams and reality.

Hedef Kitle

Etiketler

Aşk, Yalnızlık, Ateşli,Vicdan ,Kıskançlık,Seksi,Tuhaf

Detay

  • “Seni bu kadar seviyorken senden nefret etmemem nasıl mümkün olabilir?” M.F.Dostoyevski’nin Budala’daki ünlü  bayan karakteri Nastasya için söylediği bu paradoks oldukça etkileyici değil mi sizce de? Mulholland Drive bu paradoksa Lynch’in bakışını yansıtmasıyla daha etkilyecidir.
  • Sanat sanat için midir, sanat benim için midir, sanat sanatçı için midir diye kendinizi yormayacaksanız, kurgudan, müziklerden, yok artık tarzı sahnelerden zevk alıp hoş bir seda yakalamak istiyorsanız  mutlaka repertuarınızda olması gereken bir yapım.
  • İmgesel filmleri seviyorsanız, “işte bu da temamız efem” tipi didaktik skeçler tarzı yapımlardan gına gelmişse, film bir şeyler katsın , filmi yarıda bırakan ile uyuyarak izleyen ile baştan sona izleyen arasında fark olsun istiyorsanız, açıkçası “herkesin izle(ye)mediği film” peşindeyseniz buradan yakınız.
  • David Lynch filmini izledim, anladım ve sevdim diyerek ortamlarda sükse yapmayı,  kız arkadaşınıza ( e tabi filmden anlıyorsa) caka satmayı ve “ne anladın bir de bakalım” diye triplenenlere güzel güzel , tane tane, sahne sahne, imge imge, ne nedir diye kapatmak istiyorsanız, Mulholland Drive Lynch’in Elephantman’den sonra en uygun filmidir. Zaten Elephantman de oldukça düz ve net bir filmdir. Bir fark katmaz.
  • Hele hele eğer “Hollywood klişelerinden sıkıldım yeahh” diyenlerdenseniz; Salvador Dali tablosu için uzun uzun zaman ayıranlardansanız, emek vererek anlaşılan sanatın değerini tatmışsanız ve Lost Highway’den hoşlanmışsanız Mulholland Drive sizin için artık ilk üç filmden biridir.

Fragman

Sık Sorulan Sorular
Burası filmle ilgili akla takılan “ya neden neden” diyip kafayı yiyebilmeye kadar götürecek sorulara adanmıştır.Filmi seyretmeyenlerin okuması bir faciaya yol açabilir.

David Lynch, hele hele Mulhollan Drive yazmak zordur. Hatta profesyonel uğraş olmadığı için bir nevi hadsizlik olarak değerlendirilebilir. Bu yüzden baştan birkaç (taksiratımız olursa affola) önek, önuyarı ile başlamakta fayda var.

David Lynch amcamızı bilen bilir, bilmeyene şöyle anlatılabilir; Lynch yaşamının oldukça büyük bir bölümünü sürreal, rüya aleminde, ayakları hiç yere basmayan soyut bir algı ile geçirmektedir. En azından yaptıkları, “çektikleri” ile izleyenlerine böyle bir mesaj verir. Kimine göre veli, kimine göre delidir. Kimilerine göre de, sırf Hollywood’dan torpilli olduğu için, herhangi birinin göreceği rüyalardan çok da farklı olmayan “anlamsız” rüyalarını filmleştirip “ben yaptım oldu, sanat benim içindir ya ne olacaktı” diyen sözümona “bana ne o zaman” entellerindendir. Ve bu yönüyle de, yapımlarını izleyip beğenen sefil güruh da “hacı ne anladın bize de anlatsana, imkanımız yoktu izleyemedik” diye makaraya alınacak komik entelgiller  özentileridir.

Mulholland Drive baz alınarak yazılacak David Lynch nacizane yorumu, iş bu yukarda geçen tartışma ve algılardan tamamen uzak ve bağımsızdır. Yazılan her bir paragraf, cümle, kelime, hece, harf ve ilgili yerlere konulan zamanlaması manidar noktalama işaretleri  “sineptik” için yapılmış özel ve her hakkı saklı amatör bir karalamadır. Bu denli geniş ve açık bir önlem amaçlı girizgahtan sonra yapılacak boynu bükük ve sefil olası “hadi len” tarzı hafife almalar, “bi daha anlatsana kardeş, anlayamadık” tarzı ergen yaklaşımları kesinlikle dikkate alınmayacaktır. Bu zaruri nottan dolayı maksadı aşacak çıkarımların yapılmamasını temenni ediyor, filmimize giriş yapıyoruz.

Mullholland Drive, Lynch’in ilk uzun metrajlı yapımı “eraserhead”den oldukça uzun metrajlı filmi olan (179 dakiaka, takriben iki uzatmasız futbol maçı uzunluğu) “İnland Empire” filmine uzanan süreçte “Twin Peaks” (fire walk with me) de dikkate alındığında, en “olmuş-pişmiş” yapımıdır.

Gerek müzikleri (Linda Scott), gerek oyuncuları (ki her filminde ben güzelden anlarım diyen amcamızdır kendisi) , gerek kurgusu, gerek nispeten daha anlaşılır ve çarpıcı hikayesi, gerçeklik-hayal arasındaki usta geçişleri oldukça oturmuştur. Eraserhead’in abartılı rahatsız ediciliğini kırpmış, Elephantman’in somutluğunun, klasikliğinin  üzerinden koşarak uzaklaşmış, Blue Velvet’teki odipus kompleksi gibi ağır bir kastrasyonu tüm çıplaklığı vermekten tövbe etmiş, Lost Highway’deki anlaşılmazlığı farketmiş bir David Lynch düşünün… İşte Mullholland Drive kabaca budur ve tadından yenmezdir.

Mullholland Drive aslında klasik bir sevgi-nefret, kıskançlık-üstünlük kaygısı hikayesidir. Ve hatta aslında Lynch’in bütün yapımlarında hikayeler , senaryolar “hadi be” denilecek orijinal yazınlar değildir. Lynch’in özelliği oldukça uçuk, şizoid sınırlarda gezinen hayal dünyası ile senaryolara kazandırdığı müthiş kurgulardır.  Oldukça klasik, bilindik bir hikayeyi öyle bir gerçek-hayal sentezi yaparak , amuda kaldırarak anlatır ki, “apışıp kalmak” nedir anlar seyirci. Filmi dondurur, geri sarar, tekrar izler, yorumları okur, yani oldukça çabalarsınız anlamak için. İşte bu nokta, girişten önce anlatılmaya çalışılan kırılma noktasıdır. Çünkü seyirci iki temel yaklaşım sergiler; birincisi “senle mi uğraşacam bıdık” diyip yoluna daha didaktik, daha kafa dağıtan, daha az yoran şeylerle devam eder, ikincisi üzerine gider, kafa yorar, ve anlamaya başladıkça sever, aslında yorulduğu için bir nebze isteksizlik de oluşur ama, nihai sonuç Lynch farkını tatmaktan alınan zevktir.

Bu filmde de esas hikaye oldukça basittir. “Olay , Diane’nin (sarışın) Camilla’yı (esmer) kıskanması ve Camilla’yı öldürtmesi sonrasında duyduğu pişmanlıkla intihar etmesidir.”

Tek cümle ile özetlenebilecek ve aslına bakılırsa oldukça net ve tartışmaya gerek bırakmayacak kadar anlaşılır olan hikaye bu iken işi destansılaştıran ayrıntılara ve kurguya girilecek olursa;

Diana (sarışın) , Camilla’yı (esmer) kıskanmaktadır. Onu öldürmek için biri ile anlaşır.

Bu anlaşmayı yaptığı sahnede iki önemli ayrıntı vardır; birincisi kiralık katilin Diana’ya işin bittiğini gösterecek “mavi anahtarı” göstermesi, ikincisi anlaşmayı yaptıkları cafede Diana’nın gözüne ilişen iki müşteri ve garson kızın ismi, “Betty”.

Çünkü sonrasında gerçeklikten hayal alemine geçişte Diana ismini Betty diye değiştirecek ve o iki müşteri, aslında rüyanın sonunun gerçekle kombine olarak nasıl bittiğini simgeleyecek bir sahnede oynarlar. Bu noktada, Lynch bilinçaltının nelerden beslendiğini göstermek istemiştir.

Yeri gelmişken bu filmi kronolojik anlatımı bozmadan anlatmak mümkün olmadığı için Diana’nin (Betty, sarışın) rüyasında gördüğü iki müşterinin anlamsızmış gibi görünen sahnesini anlatmakta fayda var.

Film normal akışında sürüyor, yavaş yavaş anlamaya başlandığı hissedilirken, hatta “işte canım anlamayacak ne var, Betty ile Diana aynı kız, Diana rüyasında kendisini Betty diye görüyor” diye övünürken, birden alakasız ve filmin başka sahnesinde görülmeyen iki kişi ile alakalı bir sahne oynanır. Bu sahne, Diana’nın rüyasında gerçekleşir zaten en büyük ispatı sahnelerin daldan dala atlıyormuş gibi görünmesidir. Bu sahnede, Diana gerçek hayatta, kiralık katille anlaşma yaparken gördüğü bu iki kişi ile aslında kendisiyle ve yaptıkları ile yüzleşmektedir ve nihayetinde intihardan, ölümden kaçamayacağını görmektedir. Sahnede anlaşmayı yaptığı kafede iki adam oturur. Biri diğerine korkunç bir kabus gördüğünü, olayın bu kafede geçtiğini, dışarı çıktığında çok korkunç bir yüzü olan biri ile karşılaşıp öldüğünü söylüyor. Bu konuşmayı yaptıktan sonra iki adam kalkıp kabusu gören kişinin korkunç yüzlü kişiyi kabusunda gördüğü yere giderler. Tam köşede kabusta olduğu gibi kabusu gören kişi korkunç yüzlü kişiyi görür ve ölür.

Bu sahneyle, aslında Diana, Camilla’yı öldürtmesi ile dönüştüğü korkunç kişilik ile yüzleşmektedir ve o dehşete dayanamayıp kendisi de ölmektedir. (intihar) Aslında filmin kurgusal manada kısa özeti de bu sahnedir. Ve zaten Diana rüyasında Camilla ile bir eve girdiklerinden  (kendi evi) yatakta ölü olan bir bayanı görerek bu sahneyi pekiştirmektedir. Betty , Diana’nın ölü bedenini görür.

Bu sahneden sonra, Diana’nın rüyasında dönüştüğü Betty olarak, hayal dünyasında yaşadıkları ile devam etmek gerekirse;

Filmin giriş sahnesinden başlayarak, clup silencio’dan sonraki mavi kutunun (pandoranın kutusu) açılıncaya dek aradaki birkaç önceden gerçek olayların yaşandığı sahneler  hariç (işte katil ile görüşme sahnesi), her şey hayal dünyasında devam ediyor.

Diana , Betty olarak tüm ezikliğinden, güçsüzlüğünden sıyrılmıştır. Yönetmenin sırf onunla yattığı için Camilla’ya rol verdiğini, kendisinin çok daha iyi bir oyuncu olduğunu, gerçek hayatta suratına bile bakmayan yönetmenin rüyasındaki o bakışma sahnesi ile ondan çok etkilendiğini düşlemektedir. Ayrıca Camilla’yı zayıf ve yardıma muhtaç bir konumda hayal etmiştir çünkü gerçek hayatta kendisinden daha üstün olduğu için bunu kompanse etmektedir ve onu öldürttüğü için de rüyasında ona karşı önce şefkat sonrasında “aşk” beslemektedir. Vicdan azabı bir nevi…

Tek tek bütün imgelerin üzerinden yürümenin tahmin edilebileceği gibi yazıyı sonsuz bir noktaya ulaştırabileceği tehlikesi gözönüne alınarak club silencio sahnesine atlayıp bitirmekte fayda var.

Rüyanın bitimi, gerçekliğe dönüş sahnesi olarak Lych muhteşem bir ambiyans sunmuştur. Oldukça şık, oldukça estetik bir film olan Mulholland Drive’ın belki de en tatlı sahnesidir. Bu sahnede Betty ve Camella club silencio adında bir kulübe giderler. Burada “sessizlik” ve “her şey bir teyp kaydıdır” replikleri ile aslında yaşananların soyutluğuna vurgu yapılmaktadır. Bu vurguyu yaparken İspanyolca söylenen şarkının ve ışık efektlerinin etkileyiciliği, sunucunun ellerini havaya kaldırırken sol eli hizasına denk gelen mavi saçlı bayanın intihar ederken ki mavi ışığa yaptığı gönderme ve kulüb dönüşü mavi kutunun açılışı ile rüyanın bitmesi.. Uyanınca Camilla’nın öldürüldüğüne işaret eden mavi anahtarın görülmesi ve sonrasında intihar sahnesi..

Mulholland Drive ve Lynch hakkında yazılacaklar bitecek gibi değildir. Ancak bitirmeden Lynch’in kendi filmleri için söylediklerini belirtmekte var; “her izleyici kendi yorumunu, çıkarımını yapar”

Kesinlikle bilinen, salt kabul görmüş bir açıklama söz konusu değildir.

 Ayrıntılar

  • Rüyada , yönetmeni “this is the girl” diyeceksin diye zorlayan kovboy sahnesi ve o sahnede beni bir kez görürsen iyi iki kez görürsen kötü şeyler olacak dedikten sonra Betty’nin kovboyu iki kez görmesi ve intiharı dikkatten kaçmamalıdır.
  • Yine rüyada, tekerlekli sandalyeye oturmuş büyük patron rolündeki kişi “twin peaks”de de oynayan ve sürreal sahnelerde sıkça kullanılan Lynch’in muhtemel kadrolu  figüranıdır.
  • Diana rüyasında anlaştığı kiralık katili nasıl komik ve yeteneksiz bir konuma düşürdü dikkat ettiniz mi? Oldukça komik , sakarlığın sınırlarını zorlayan o sahnede gülerken “Allah’ım inşallah gerçekte de öyle biridir ve işi eline yüzüne bulaştırır da Camilla’yı öldüremez” diye vicdan azabı içinde dua eden Diana’yı duymakta fayda var.
  • Coco’yu gerçek hayatta yönetmenin annesi olan birini oldukça iyi anlaştığı sevimli bir kokona olarak hayal etmesi ayrıca dikkat çekilesi.
  • İspanyolca şarkının söyleyeni ve Linda Scott sesi, şarkıları rüyadaymış gibi hissettirmedi mi size de? Özellikle sixteen reasons that I love you şarkısı.. Aslında sevmek için neden yoktur, seversiniz ve budur ama, neden diye soranlara, gereksiz ilgi diye aşk tanımı yapanlara verilecek 16 yanıt..
  • Lynch denemeye değerdir..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*