The_Hunt_Jagten_sineptik

Jagten (2013)

Yeni boşanmış  ergenlik çağındaki çocuğunu belirli günlerde görebilen, onunla az vakit geçirmenin rahatsızlığındaki bir adam küçük bir kasabada kreşte çalışıp hayatına devam etmektedir. Bir gün gelir, ne bizim ne onun beklediği bir şey olur. 2013 yapımı film 1 s. 51 dk. sürüyor.

Bu filmi seyretmedimBu filmi seyrettim

IMDB

The Hunt (2012)
The Hunt poster Rating: 8.3/10 (98,153 votes)
Director: Thomas Vinterberg
Writer: Tobias Lindholm, Thomas Vinterberg
Stars: Mads Mikkelsen, Thomas Bo Larsen, Annika Wedderkopp, Lasse Fogelstrøm
Runtime: 115 min
Rated: R
Genre: Drama
Released: 10 Jan 2013
Plot: A teacher lives a lonely life, all the while struggling over his son's custody. His life slowly gets better as he finds love and receives good news from his son, but his new luck is about to be brutally shattered by an innocent little lie.

Hedef Kitle

Etiketler

Belirli süre yavaş tempo , Çaresizlik , Arkadaşlık ,Orjinal , Ben ne yapardım o durumda sorunsalı, Güven

Detay

  • Zamanında çok çaresiz kaldınız , derdinizi kimselere anlatamadınız,  kimi anlatmak istedikleriniz de sizi dinlemediyse bu film dilinizden düşmeyebilir.
  • En az bir kere arkadaşlıklarınızı sorgulayacak duruma geldiniz ise haklı mıydınız haksız mıydınız sorusunun cevabını öğrenebilirsiniz.
  • Korku filmlerinde öldürüleceğini bildiğiniz kişiye “ya ordan kaç kaç” diye seslenip yerinizde duramadığınız olduysa bu filmde de yine aynı heyecanla dilinizden başka şeyler dökülecektir.
  • Masumiyet ön yargısının , yani dış görünüşüne bakıp “ya bu insandan kötülük gelmez” dediğimiz insanlar konusunda ne kadar haklıyız? Film buna fena bir cevap vermiştir. Kafaya kurşunu sıkar. Kurşun içerde kalır. Ve o soruya sizin de cevap vermeniz gerekir. Vermezseniz de çok kafaya takmayın. Hayat devam eder. Bu paragraf sizi düşündürmeye sevk ettiyse bu filme zaman ayırsanız hiç fena olmaz.

Film hakkında önsezilerim

  • Filmi çok beğenmeniz durumunda , yakın çevreniz tarafından bu filmin izlenmesini isteyeceksiniz. Etrafınızda bu filmi izlemeyenler olduğu sürece tehlikede olduğunuzu düşüneceksiniz.
  • Çocuklar hakkında var olan bir ön yargınızın kırılmasına ön ayak olacak.
  • Bir kaç sahneyi etkileyici bulacaksınız. Yeniden seyretmek bile isteyeceksiniz.

Filmin tek cümlelik yorumu

  • “Çok çarpıcı bir film” cümlesi jagten için denildiğinde klişe olmaktan çıkar.

Fragman

Sık Sorulan Sorular
Burası filmle ilgili akla takılan “ya neden neden” diyip kafayı yiyebilmeye kadar götürecek sorulara adanmıştır.Filmi seyretmeyenlerin okuması bir faciaya yol açabilir.

  • Amcam neden olanlar hakkında susmayı tercih ediyor?

Çünkü o kadar saçma bir iddia ki kendini bunu savunurken düşünmek bile onu ürpertmeye yetiyor. En yakınlarının “ben yapmadım” açıklamasına gerek duymayacağını düşünüyor. “Sonuçta beni tanırsınız, bir şey dememe gerek var mı?” demeye getiriyor. Bence de haklı burada. Gerçek arkadaşın kim olup olmadığını da görmesine  yardım ediyor bu olay. Kahramanımızın hapisten çıkıp çocuğuna sarıldığı sahnede arkadaşının “çocuğa fazla sarılma yoksa hapse geri dönersin” espirisi gerçek arkadaşlık belirtisini gözler önüne seriyor. Yani bu adam bu safsataların hiçbirine inanmamış başından beri.

  • Sevimli küçük kız neden iftira atıyor?

Bu ayan beyan ortada sanırım. Amca bunla, babasından daha fazla ilgileniyor. El kadar çocuk da bu adama aşık oluyor. Ya da onun gibi bir şey. Televizyonda ya da etrafında gördüğü şeylerden çok hızlı bir şekilde etkilenip bunları hemen piyasaya süren bir çocuğun hayal dünyası amcanın hayatını mahvedebilir duruma getiriyor.Ufaklığa tabletten gösterilen penise çocukların “beyzbol sopası gibi sert” diye yorum yapmasını, ufaklığın amcaya yaptıklarını ,kalp hediye etmesi,öpmesini birleştirip bir hikaye uydurması bu sevimli yaratığı cadı yapmaya yeter sanırım. Büyüyünce uzak durmak lazım bu hatundan.

  • Kreş müdürü bekleyip bekleyip neden  konuyu bir profesyonele aktarma gereği duyuyor?

Burada kopma noktası sanırım şuydu. Cadı kızın dedikleri onu etkiledi ama böyle bir şey olamaz diye düşündüğünden beklemeye almıştı. Sonra amcanın kasabaya yeni gelen biriyle işveli gülüşmeleri kafasının içindeki uyuyan devi uyandırdı belki de. Bu adam seks bağımlısı diye kesin kafasından geçirmiştir mutfaktaki kahve yapma sahnesinde.

  • Amcanın kafayı gömmesini istediğim karakter hangisiydi?

Kesinlikle kreş müdürüydü. Adamı dinlemedi bile. Arka kapıdan çıkıp gitmesi beni çok sinirlendirdi. Bu kadın adamın yüzüne nasıl baktı acaba en son? Bu da bir başka film konusu evet.

  • Peki sonunda her şey eskisi gibi olabiliyor mu?

İşte her şey eskiye döndü diyoruz ama son anda bir kurşunla sarsılıyoruz kimden geldiği belli olmayan. Sadece bizim cadı değil ki diğer çocuklar da günlük yaşantılarındaki olaylardan amcaya pay çıkarıyorlar. Yok bizi evinin bodrumuna götürdü , orada bize taciz etti. Allah’tan adamın bodrumu yok. Ya bodrumu olaydı hapislerde çürüyecekti iyi mi. İşte bu diğer çocuklardan birinin babası, abisi ya da amcasının oğlu olabilir silahı ateşleyen. Yani amca herkesi inandıramadı böyle bir şey yapmadığına. Bir hayat lekelendiğiyle kaldı.

  • Ufaklığın kreş müdürünün odasında sürekli kafayı sallamasına ne demeli?

Kızın canı sıkılmıştı bunlar evet demezsem beni bırakmayacaklar diye düşündü. O yüzden ne sorarlarsa kafayı salladı. Bir an önce bahçeye gidip oyun oynamak istiyordu. Ama çok ısrar etti piskolog ile kreş müdürü. Bu kadar da olmaz. Yaptı yaptı değil mi değil mi diye bir çocuğun üstüne gidilir mi? Kreş müdürü yatacak yerin yok , kendi isteğinle vicdan azabından ölmelisin bence.

  • Film hangi ön yargımı kırdı?

Çocuklar yalan söylemez diye düşünürdüm. Her şeyi olduğu gibi aktarırlar gibi gelirdi. Ya da söylerlerdi de ufak tefek şeyler böyle. Çikolatayı hapur hupur öğütüp sonra da “Çikolatayı ben yemedim dayım yedi” tarzında öldürmeyecek cinsten.

  • Amca da çok efendi bir insan değil mi?

Sanki her şey o ufak cadının başının altından çıkmamış gibi hala kızın çizgilere basmaması için çözüm sunuyor. Bu arada kucağa almak benim aklıma gelmemişti evet itiraf ediyorum.

  • En sevdiğim sahneler

Amcanın markette dayak yiyip yaka paça dışarı atıldıktan sonra yüzü kan içinde tekrar markete girip alışverişini tamamlamak  istemesi. Bir de tabiki kilise sahnesi , ara ara en yakın arkadaşının gözünün içine bakıp “ben böyle bir adam mıyım, beni tanıyamadın mı lan ” diye gizli haykırışı. Etkileyiciydi ne yalan söyleyeyim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*