senaydinlatirsin_sineptik

Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013)

Annesini , kardeşlerini bir yangında kaybetmiş, o felaketten geriye kalan babasıyla yaşayan, hem berber hem yan hakem hem de üstün bir gücü olan bir adam hayatı sorgulamadan geri duramaz. Tüm bu olmaz olsun hayatı çekilebilecek kılacak bir şey var mıdır ?

Bu filmi seyretmedimBu filmi seyrettim

IMDB

Thou Gild'st the Even (2013)
Thou Gild'st the Even poster Rating: 8.2/10 (1,440 votes)
Director: Onur Ünlü
Writer: Onur Ünlü
Stars: Ali Atay, Tansu Biçer, Cengiz Bozkurt, Asil Buyukozcelik
Runtime: 107 min
Rated: N/A
Genre: Drama, Fantasy, Romance
Released: 01 Nov 2013
Plot: Thou Gild'st the Evenis about the ordinary sorrows, worries, and troubles of the townsmen with extraordinary abilities. In a small Anatolian town, life goes on; Cemal is an assistant ...

Hedef Kitle

Etiketler

siyah beyaz , aşk ,  üstün güç ,şüphe ,bunalım , saf , çıkmaz , şiir

Detay

  • “Leyla ile Mecnun” komedisine alışkın olup “aa burada oradan oyuncular var bak yönetmen de aynı” deyip aynı verimi almayı düşünüyorsanız Onur Ünlü bir başka filminde sizin dileğinizi gerçekleştirebilir.
  • Her şeyden bunalmış bir insansanız kafanıza bir çözüm sokabilir. Tabi çare ne yazık ki sizsiniz.
  • “Ben yalnızım da yalnızım sanırım yalnız kalacağım bundan sonra” diye tutturduysanız bir çocuk hissiyatında oyalabilir belki sizi.
  • Aşkı yaşamın içinden romantizm ile yaşamak ilginç gelir mi size? Evet diyorsanız siz seyredin sizin pek kaybınız yok.
  • Zaman sizi yerin dibine çekiyorsa halinizden anlayabilir.
  • Üstün güçleri olan bir insan olmayı çok hayal ettiyseniz ve yer yüzünde bu konuyu işleyen yapımları çok yüzeysel bulduysanız , e sizin için güzel bir fırsat sanki.
  • Endişelerimiz bizi nerelerden getirir nerelere götürür diye merak ediyorsanız bu filmi bunun bir belgeseli olarak düşünebilirsiniz.

Fragman

Sık Sorulan Sorular
Burası filmle ilgili akla takılan “ya neden neden” deyip kafayı yiyebilmeye kadar götürecek sorulara adanmıştır.Filmi seyretmeyenlerin okuması bir faciaya yol açabilir.

Yaşamaktan keyif alamadığımız , her şeyin saçma geldiği , istemsiz bir şekilde dönen çarkın bir parçası olduğunu düşündüğümüz zamanla açılış yapıyor film. Hani şunu şöyle yapsam ne olacak böyle yapsam ne olacak , ölsem belki bir şey olur diyor bizim yan hakem. Bunu da gayet olağan bir şekilde ayan beyan yapıyor. Çünkü ha kapalı bir yerde kesmişim bileklerimi ha şimdi burada bir yerde , ne farkeder ki? Ellilik bozuk isteyen birine dur bakalım olacaktı soğukkanlığı , iki yirmilik var istersen onu al diye bir cevap , ölümü bile umursamadığını gösteriyor insanın. Çok karizma bir intihar şekli.

Orada burada sürekli , durdurak bilmeden dönen şeyler görüyoruz. Bu tatsızlık ,keyifsizlik, bu boş nefes alış devam ediyor. Doktora kafasının içinde dönen tekerlekten bahsediyor Cemal. Durdurmak istiyorum ama bir türlü durduramıyorum diyor. Böyle olunca da bitmek tükenmek bilmeyen cevaplasan da faydası olmayan sorular sahibi olur insan. Kahvehanede geçen şu alttaki muhabbet aslında Cemal’in bütün bu olanları hiç olmasam kimse olmasa yaşamayacaktık biz çıkarımı. Haksız değil ama ne faydası var.
-Heç olmasaydık ya biz. Nolcekti o zaman?
-Nasıl lan?
– Sen hiç olmasaydın.
-Haa
-Bu dünyaya heç gelmemiş olsaydın. Bütün bu şeyi, bunlar şunu bunu bilememiş olacaktın ya?
-Yani
-Nolcedi o zaman?
-Ne nolcedi lan? Olmasak nolcedi? Olmeyacaktık.

Ama durun! Bu sorunun üstesinden gelecek bir şey var. Motoruna atlıyor Cemal , biraz önce tutulup kaldığı Yasemin’in peşinden gidiyor. Aşkın tarifi geliyor sonra. Cemal’in dengesini bozuyor Yasemin , şöyle bir sarsılıp düşüyor , tekerlek yine dönmeye başlıyor. Cemal eliyle tekerleği durduruyor ve artık durdurabiliyor dönen şeyleri. Tat alınmayacak gibi değil hayat artık. Peki buradaki şu denge mevzusunun şiirselliğine dikkat ettiniz mi? Kaçırmanızı istemiyorum çünkü. Aşk insanın hayatında bir sarsıntıdır. Ya iyi eder güzel eder ya da kötü daha kötü. Başlangıçlar hep böyle güzeldir lakin.

Cemal’i bir şüphe sarıyor sonra bir müddet onun getirdiklerini izliyoruz. Karısını bu yüzden hiç beklemediğimiz bir şekilde dövüyor. Doktorun yanına gidip ben karımı dövdüm hiç de ses çıkarmadı diyor. Bu sefer her şey yeniden dönmeye başlıyor, düştüğünde bile dönmeye devam eden vantilatör , Yasemin öncesine dönüyor Cemal.

Dündar abinin vurulduktan sonra sigara içip konuşmaya başladığı sahne de gayet çarpıyor ve gülümsetiyor insanı. “Bu hayatta herkesin bir derdi var Cemal. Benimki de bu.Ölemiyom ben amınagoyim.” Üstün gücün de olsa derdin var. “Ama vakıt olmadı”.

Cemal’in kitapçı kızın biraz ilgi göstermesinden “hamile misin? Ne istiyorsun benden?” dediğinde gülmedim diyemezsiniz elbette.

Ve filmin finali , zamanı durduran , hap içip uçmaya çalışan bir Cemal. Duvardan geçebiliyor ama şu an için kanatlanması gerekiyor. Çaresiz. Uçamıyorum bari zaman kaldığı yerden devam etsin diyor o da olmuyor. Yasemin’siz geceler başlıyor artık ve bütün o gecelerini de artık Yasemin aydınlatacak. Hiç yoktan iyidir.

Cemal ve Yasemin’ den tüm sevilemeyenlere gelsin.
Yasemin : Bence trenle çok uzun ben uçakları seviyom.
Cemal : Beni?
Yasemin: Efendiiim?
Cemal: Beni seviyon mu?
Yasemin: İster..sen severim.
Cemal : Galiba istiyom.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*