Tag Archives: Anne

bad_boy_bubby_sineptik

Bad Boy Bubby (1993)

Aşina olduğumuz anne-oğul ilişkisinin oldukça dışında bir yapım. Venedik jüri özel ödüllü film, 35 yıldır sapık annesinin; “dışarda korkunç bir zehir var, çıkarsan ölürsün” cümleleriyle eve kapatılan Bubby’nin, bir gün dışarı çıkmasıyla başlayan olaylar silsilesini anlatır.

Bu filmi seyretmedimBu filmi seyrettim

IMDB

Bad Boy Bubby (1993)
Bad Boy Bubby poster Rating: 7.5/10 (7,721 votes)
Director: Rolf de Heer
Writer: Rolf de Heer
Stars: Nicholas Hope, Claire Benito, Ralph Cotterill, Syd Brisbane
Runtime: 114 min
Rated: N/A
Genre: Comedy, Crime, Drama
Released: 26 Apr 2005
Plot: Bubby has spent thirty years trapped in the same small room, tricked by his mother. One day, he manages to escape, and, deranged and naive in equal measures, his adventure into modern life begins.

Hedef Kitle

Etiketler

Ensest, Kadın, Anne, Sapkınlık, Yaramazlık, Agorafobi, Psikoloji, Gaz maskesi

Detay

  • 35 yıl dört duvar arasından hiç çıkmamış birinin hikayesini öğrenmek isterseniz,
  • Öğretilen şeylerin, kişiye psikolojik açıdan nasıl bir etkisi olduğunu izlemek hoşunuza gidecekse,
  • Uzun süre tartışılmış, üzerine dikkatleri çeken bir film ile tanışmak ilginizi çekerse,
  • Klişelerden sıkılmış biriyseniz,
  • Beynin kullanılmadıkça nasıl bir hal alacağını merak ediyorsanız,
  • Çocuk kalmış 35 yaşında bir adamın dramına ortak olmak isterseniz bu filmi beğenebilirsiniz.
  • Ensest ilişki, sapkınlık ve ateist söylemler içeren sahneler izlemekten rahatsız olmayacaksanız izleyebilirsiniz.
  • Herhangi bir canlıya karşı hassasiyeti olan kişiler için film korkutucu olabilir.

Fragman

Sık Sorulan Sorular
Burası filmle ilgili akla takılan “ya neden neden” deyip kafayı yiyebilmeye kadar götürecek sorulara adanmıştır.Filmi seyretmeyenlerin okuması bir faciaya yol açabilir.

Ekspresyonizm denildiğinde akla ilk gelen filmlerden biridir Bad boy bubby. Fazla kişi tarafından bilinmemesiyle çok şaşırtmaz çünkü vizyona girdiği dönemde birçok eleştirmen ve izleyici tarafından resmen aforoz edilip, olumsuz eleştiriler almıştır. Büyük çapta haksızlığa uğramış olsa da yeni yeni değeri bilinen yapımlar arasında yerini almakta. Yapım yılı olarak çok da eski olmayan filmde tabu olarak beyinlere kazınmış birçok şey, apaçık verilir. Daha önce Dogtooth filmi için bahsettiğim, ‘’ne öğrenirsek o kadarız’’ kalıbı bu filmle de açığa çıkar. Derdi akıllara kazınan filmler arasında ilk 20’ye girebilir Bad boy Bubby. Biraz yaramazlık yapmak herkesin hakkıdır. Ve Nicholas Hope sınırları zorlayan muhteşem oyuncluğuyla, çocuksu yanlarıyla, filmin ‘’iğrenç, berbat, hayır’lı’’sahnelerini çok iyi kotarır.

Bubby 35 yıldır evden çıkarılmayan bir çocuk. Çocuk; çünkü hala gerçek yaşamla tanışmadı.

Annesi tarafından dışarda olduğuna inandırılan ‘’korkunç zehir’’ onu kolaylıkla ev bile diyemeyeceğimiz dört duvarın arasına sıkıştırır. Bubby’nin yemeği, sütlü ekmek. Bu sahnede evde onlardan bağımsız yaşayan bir kedinin varlığının mesajı da verilir. Annesi dışarı çıkarken gaz maskesi takar, her şey Bubby’nin bu yaşam formuna inanması için düzenlenir. Anne olgusu bu filmde sadece metaforik olarak var. Bir çocuğu bacaklarının arasından çıkarmış olmak ‘’gerçekten’’ anne olunamayacağını gözler önüne serer. Ensest ilişki, üzerine çok yorum katılabilen, sapıklık olarak adledilen olgulardan sadece biri. Bubby sevgi denen o ihtişamlı duyguyu sadece annesiyle cinsel ilişki sırasında gördüğü için onun için önemli. Çünkü normal zamanlarda bir böcekten farksız yaşamı, insana dair çok az özelliği olması, onda ters giden birtakım şeylere sebep olur. Ayrıca mantığını ve aklını kullanabileceği herhangi bir durumla karşılaşmamış olduğu için, zekası gelişmemiş biri Bubby.

Evde hiç eşya olmamasına rağmen duvardaki İsa, annesinin Bubby’i korkutması için yeterli. Gaz maskesini takıp, evden çıkarken tuvalete bile gitmemesi gerektiğini söyler, eğer giderse; Tanrı’nın o’na haber vereceğini, ve bu durumda aklını alacağından bahseder. Bu durumda da Bubby altına işeyerek, ilk yaramazlığını bize gösterir.

Cehennem Bubby’nin gideceği yer. Cennetin kapısı ise annesinin muhteşem göğüsleri.

35 yılın büyük bir bölümü, annesiyle seks yapan Bubby’i anlamamız biraz zor. O kadar yılın nasıl geçtiğini düşünürken kasvete boğulup, pencereleri açabilirsiniz. Film bu atmosferi oldukça iyi yaratır. Hamam böceğine bile üzüldüğümüz koordinatta, ölse de kurtulsa diyenlerimiz olabilir. Cennet ve cehennem birbirine çok yakın iki kavram aslında. Sadece annesinin göğüslerine dokunduğu zaman ondan sevgi gören bir çocuk, evin kapısından çıktığı an kendi cennetini yaratmak üzere olacağının farkında değil maalesef.

Gerçekten nefes alıyor muyuz?

En etkileyici sahnelerden biri ise; annesinin Bubby’e yaptığı şeyleri, Bubby’nin de annesi kılığına girerek kediye yapması. O’nu bir sandalyeye hapsetmesi, ardından da nefes alıyor mu diye kontrol ederken o’nu öldürmesi. Bu evde hayat yok. Fakat Bubby henüz oksijenin sadece burada olduğunu düşünmekte.

Kıskançlık kavramı, çok çok küçük yaşlarda kıyas ile ortaya çıkan bir duygu. Duygu, çünkü varlığından haberi olmadan insanı ele geçirmekte. Bubby hala çocuk zekasına sahip, sadece sakalları ve boyu uzamış bir yetişkin olarak eve gelen ‘’baba’’ idolunü annesini kıskandığı için reddetmekte. Babası konuşurken onun ağzını inceleyen Bubby, yeni sözcükleri kaydeder kendine. Yaşamı boyu gördüğünün aksine, dışardan gelen tek kişi olan ‘’Peder’’ o’na özgürlüğü ve aynı zamanda mutluluğu getirecek olan objelerden biri. Kapıdan giren yeni insan, Bubby’nin hem paketçi katili olmasını hem de kendini bulmasını sağlayacak. Annesinin farkında olmayarak söylediği gibi, baba; Tanrı’nın elçisi. Bubby’nin farkında olmadığı kurtarıcısı.

Her şey annenin Bubby’i hışımla itip, -zorla bana dokundu diyerek yalan söylemesi ile başlar. Dış dünyadan gelen baba ‘’normal’’e yakın biri olduğu için buna hemen inanır. Bilmesek, bizler de inanabiliriz. Burada üzerine düşünülmesi gereken başlıca karakter anne ve kendine yarattığı bu hayat. Hayat denilebilirse eğer. Hamile kaldıktan sonra tek başına birçok şeyi yaptığını söyleyen kadın, Bubby’le cinsel ilişkiye girmiyor olsaydı dünyanın kötü bir yer olmasıyla ilgili korkusunu anlayabilirdik. Ayrıca kendisi dışarı da çıkabilmekte. Seks çok da elzem bir şey olmamalı. Ahlak anlayışını derinden sorgulatan sahneler, anneden nefret etmemizi sağlayabilir.

Bubby evde yalnızken, babasını taklit ederek o’na benzemeye çalışır. Eve döndüklerinde taklidini sürdüren Bubby, onun için yıllardır gayet normal olan annesine dokunmasını gerçekleştirirken babası küfürler ederek Bubby’i dışarı atar. Psikolojisinin oyunu yüzünden bir süre nefes alamaz Bubby. Dışarı çıktığında insanların maskesiz olduğunu gören Bubby’nin artık gaz maskesine ihtiyacı yok. Bu yüzden eve gelir, kedisini alır, anne ve babasını uykularındayken nefessiz bırakarak öldürür. Başka bir deyimle ise anne, kendi yarattığı dünyanın kurbanı olur.

Sokakta yürürken duyduğu üniformalı insanların söylediği şarkı o’nun için özgürlüğü şarkısı. Dışardaki hayatı başlar. Adeta ruhunu hisseder Bubby, şarkı onu çok etkiler. İnsanların bu dünyadan başka deneyimlediği herhangi bir şey olmadığı için öğretilen her şey belli bir düzene göre işler. Bizler ağaçların kesilmesinden rahatsız olmayan türden canlılarız. Ama Bubby yol kenarında kesilen ağaca hayretle bakar, onun için vahşet gibi bir şey bu. Ardından her insan gibi unutur, arkasından gelen çocukla oynamaya başlar. Fakat bu dünya, çocuk kalınmaması gereken gezegenlerin başında gelir.

Tanıştığı Rock grubu üyeleri onun gerçek arkadaşları olur. Onlara para bulur, ve kendisinin katil olduğunu söylese bile arkadaşları o’nu ele vermez. Başka bir sebepten hapse girdiğinde onun tepki vermesini sağlayacak tek şey ‘’özgürlüğün şarkısı’’. Evden ilk çıktığında duyduğu bu şarkı beynine kodlanır adeta. Bu şarkıyı duyduğu zaman kurtarması gerektiğini hisseder kendisini. Çünkü artık ‘’gerçek yaşamdan’’ geri dönüş yoktur.

Filmin cümlesini, derdini, esrarengiz bir şekilde tanıştığı bu adam ortaya koyar.

Kimse sana yardım etmeyecek. Hepimiz atom ve atomdan daha küçük partiküllerin, kaotik bir dizilişinden ibaretiz sadece. Yaşamıyoruz ki! Bizi oluşturan parçacıklar yalnızca bize bir kimlik ve bilinç vermekle yükümlüdür. Ölmeyiz de biz, sadece parçacıklarımız yer değiştirir o kadar. Tanrı falan yoktur ve olamaz da. Yukarda bizi koruyan ilahi varlık olduğunu düşünmek çok saçma. Olsa olsa melün bir varlık olmalı ki, sırf bizi bu düzenin parçası yapıyor. Varoluşumuzun mealinden dahi bihaber bir sürü kaideye riayet etmek zorunda kalıp var olup olmadığımızdan dahi bihaber yer kürede bizim için kılını kıpırdatmazken hüküm sürmesi için ona biat ediyoruz. Ölçüp hesaplıyoruz. Mükemmel bir müzik yaratıyor, sanat icra ediyoruz. Kendi başımıza milyonlarca masum çocuğun kurbanlıklar gibi ecelini seyretmek zorunda kalan bir ırkın mensubu olarak Tanrı’ya biat etmek ne çılgınca bir anlayış. Üstelik ızdırap içinde can çekişerek reddedilmişçesine Tanrı’ya biat etme mecburiyeti ne kadar ahmakça! Lanet olsun ona. Var olmadığını farz et. Bizim vazifemiz onu reddetmek. Varsa cesaretin göster yüzünü, ödlek seni! Var olamamış sahtekar seni!!! Tüm insanoğlunun en büyük görevi Tanrı’nın var olmadığına inanmaktır. Ancak o zaman geleceğimiz parlak çünkü. Evet yalnızca o zaman, yükümlülüklerimizin farkına varabiliriz. İşte tek yapacağın budur Bubby! Onun olmadığını fark etmek ve yükümlülüklerini unutmamak.

Bubby dünyaya yeni düşen bir ruh. Saflığı bizi üzmekte. Zihninin bomboş olması, kötülük bilmemesi, ama çok içten iyiliğe yatkınlığı ile insanoğlunu utandırmayı başarmakta. Tanrı’ya inanan çoğu insandan daha iyi. Kalıpların dışında yaşayış tarzı, aşkı öğrenme biçimi, görevlerini derinden yapmak isteyen biri. 35 yıl inandığı her şey yerle bir olan Bubby kısacık sürede neredeyse her şeyi yaşar. Hapiste tecavüze uğrar, pizza yer, kediyle bir günlük de olsa arkadaşlık kurar, çocukluktan peder karakterine geçerek ilk gerçek adımı atar. Boynuna bağladığı bir yakalıkla, kendisinin karşısına geçer. Zihin özürlü insanları anlayabilmesi onun zihninin sakin ve kötülükten arınmış bir yer olmasıyla ilgili. Bizler sistemin içine geçen, sadece televizyon kanallarındaki spikerin sesini duyabilen insanlar olarak bu özelliğe çok uzağız.

Filmin bir diğer etkileyici noktası ise Bubby’nin sınırlı cümlelerle her sahneye kattığı muazzam anlam. Neredeyse sürekli bir dönüşüm halinde olan monologlar, filmin etkisini azaltmak yerine, çok daha üst sıralarda bir yere çıkmasını sağlıyor. Bazı filmlerin mutlu son ile bitmesi, beklenen ve vasat bir son hissiyatı yaşatsa da, bu filmde olması gereken en başarılı kararlardan bir diğeri de mutlu sonla bitmesi. Son; güzel bir başlangıç da aynı zamanda. Öğretilmemiş ve öğretilemeyecek bir duygu olan aşkı bulduğunda Bubby ve sevgilisi manzarayı izlerlerken, Bubby; daha önce başka kimseden duymadığı iki cümleyle adeta Rolf de Heer’i ayakta alkışlamamızı kaçınılmaz yapmakta. (Bubby’nin sevgilisinin saydığı tüm zehirler aslında yaşamımızı çevreleyen bizi yavaş yavaş öldüren şeyler. Fakat Bubby –annem haklı- demek yerine şunları söylüyor.)

Çok güzel!
Zehir götürmezse seni o zaman Tanrı alır.

Boyhood (2014 )

Boyhood_Sineptik

Film Richard Linklater’in 12 yılda çektiği, boşanmış bir çiftin çocukları olan Mason ve Samantha’nın yaşamlarına ayna tutuyor. Odak noktası Mason karakteri olan filmde, karakterin büyürken yaşadıkları, aile ilişkisinin yanı sıra, yaş almanın nasıl bir şey olduğu gerçek zamanla anlatılıyor. Detay

Kış Uykusu (2014)

kisuykusu_sineptik

Yıllardır tiyatro oyunculuğu yapmış bir adam Kapadokya’da bir otel işleten, evleri dükkanları olan, yerel bir gazeteye köşe yazarlığı yapan , kitap yazan kendi halinde bir adam haline gelmiştir. Entelektüel birikimi olan kahramanımızın o izin verdiği kadarıyla iç dünyasına yolculuk edip … Detay

Incendies (2010)

incendies_sineptik

Naval Marvan’ın hikayesi…Üzerine Ortadoğu gerçeği…Yetmediği gibi ek olarak D. Villeneuve vuruculuğu…İzlenesi, izlettirilesi ancak peşinen sindiriminin de zor belki imkansız olduğu konusunda bilgilendirilesi yapımdır. Ek bir cümle dahi içerik içerebileceği için özet olayına fazla giremiyoruz. Rast gele… Detay

Nymphomaniac: Vol. I (2013)

nymphomaniac_vol_1_sineptik

Bir bey amcanın , daha önce hiç görmediği yüzü gözü yara bere içinde olan bir kadınla tesadüfen karşılaşıp , kadına yardım etmesiyle başlayan film amcanın kadının geçmişini merak etmesiyle(yaşlı merakı işte) devam eder. Anlaşılmak gibi bir derdi olmayan kahramanımız da … Detay