Tag Archives: Komik

kisuykusu_sineptik

Kış Uykusu (2014)

Yıllardır tiyatro oyunculuğu yapmış bir adam Kapadokya’da bir otel işleten, evleri dükkanları olan, yerel bir gazeteye köşe yazarlığı yapan , kitap yazan kendi halinde bir adam haline gelmiştir. Entelektüel birikimi olan kahramanımızın o izin verdiği kadarıyla iç dünyasına yolculuk edip kendisine ve  çevresindekilere  göz gezdirme imkanı buluyoruz. Kış zaten yeterince soğuk biraz duygu arıyoruz.

Bu filmi seyretmedimBu filmi seyrettim

IMDB

Winter Sleep (2014)
Winter Sleep poster Rating: 9.3/10 (5,068 votes)
Director: Nuri Bilge Ceylan
Writer: Anton Chekhov (short stories), Nuri Bilge Ceylan, Ebru Ceylan
Stars: Haluk Bilginer, Melisa Sözen, Demet Akbag, Ayberk Pekcan
Runtime: 196 min
Rated: N/A
Genre: Drama
Released: 13 Jun 2014
Plot: Aydin, a former actor, runs a small hotel in central Anatolia with his young wife Nihal with whom he has a stormy relationship and his sister Necla who is suffering from her recent divorce....

Hedef Kitle

Etiketler

Kış , Aşk , Soğuk , Duygu ,Öfke , Gurur , Yalnızlık ,Ego , Komik , Heves ,Tiyatro

Detay

  • Şu ana kadar hiç Nuri Bilge Ceylan filmi seyretmediniz ise ve ortamlarda anlatırım en azından bir filmini seyretmiş olayım diye düşünüyorsanız bu film dialog zenginliği bakımından iyi bir tercih olabilir.
  • Şimdi hiç zamanım yok , bir filme üç saat ayıramam diyorsanız siz şu an bu filmi izlemeye hazır değilsiniz.
  • Beğenilerinizi sevdiğiniz birine sunduğunuzda karşı tarafın yorumuna ne kadar hazırsınız? Ne kadar kendinize destek çıkabilirsiniz ? Yoksa yakın çevreniz mi sizi ayakta tutan? Düşünmeye başladıysanız bu izlemeniz için bir sebep olabilir.
  • Tiyatral oyunculuklarla bezenmiş performanslar ilginizi çekebilir.
  • Kendilerini kelimelerle bir güzel ifade edip dokunmaktan korkan güzel insanlar orada mısınız? Hazır size de birileri kelimelerle bir şeyler ifade etmeye çalışırken neden kaçırasınız ki?
  • Nejat İşler ‘in oyunculuğu dilinizden hiç düşmüyorsa bir seveni olarak ben bu filmde tavan yapmış diyorum. Hem dediğim gibi çıkmasa bile özlem giderebilirsiniz.
  • Birine yardım etmek hakkındaki görüşlerinizin bir temele oturması bu film ile vuku bulabilir.
  • Yazma aşığı bir insan iseniz siz sebepsiz seyretseniz de olabilir.

Fragman

Sık Sorulan Sorular
Burası filmle ilgili akla takılan “ya neden neden” deyip kafayı yiyebilmeye kadar götürecek sorulara adanmıştır.Filmi seyretmeyenlerin okuması bir faciaya yol açabilir.

Birbirlerini anlamayan üç insan aynı ev içerisinde kendi özelinde mümkün olabildiğince bir yaşam sürmekteler. Hayalleri , umutları olan bu insanlar her ne kadar paylaşmayı deneseler de istedikleri tepkiyi alamadıkları için denemekten vazgeçip içlerine kapanıyorlar. Uykuda ne kadar kendi dünyanızdaysanız bu insanlar da  işte o kadar kendi çaplarında yaşıyorlar. Bu yüzden filmin adının “Kış Uykusu” olması etkileyici geliyor. Güzel bir seçim.

Çok fazla ete kemiğe bürünüp aramıza katılmış karakter var. Her birinden yer yer bahsetmek istiyorum.

Aydın , övünerek söylemekten mutlu olduğu gibi oyuncu değil o bir tiyatrocu , şimdilerde ise yerel bir gazetede köşe yazısı yazan, daha önce kitap yazmış , aynı zamanda otel,dükkanlar,evler sahibi olan varlıklı, parayı düşünmesine gerek olmayan bir adam. Sadece okumak ve yazabilmek için gerekli koşullara sahip orta yaştan sanırım biraz daha büyük bir yalnız insan, her ne kadar genç Nihal ile evli de olsa. Gençliğini kendi ağzından duyduğumuz kadarıyla yaşayamadığını biliyoruz. Hatta motoru olan oteldeki müşterisini hayıflanarak dinliyor. “Otelde kaç gün kalacaksınız” sorusuna genç adam “belirli değil öyle olunca adı gezi olmuyor , hem ben anı yaşamak isterim yarını planlamam” diyor. Daha çok imreniyor ona. Motora binip “ben gidiyorum” dediğinde nereye sorusuna “yol nereye götürürse” cevabını alıyor. Meraklı gözlerle ona bakmaya devam ediyor. Kendisinin hiç yapmadığı ve bundan sonra da yapamayacağı bir şey olması yazarlığını biraz daha perçinliyor. Yaşamadığı için yazar bu adam. Çoğu iyi yazar da böyledir zaten. Charles Bukowski’nin de dediği gibi “siz dünyayı kurtarın ben de nasıl kurtardığınızı yazayım”. Tüm hayatı bir gazete köşesinde bir şeyleri karalamak olan Aydın , haliyle güzel geri dönüşler almak istiyor. Herkes bir yerden hayata tutunmaya çalışıyor. Nihal yardımseverliğe adamış kendisini. Necla yeni boşanmış baba evine dönmüş. Eşi kendisini defalarca aldatmış.Düşüne düşüne kendini yiyip bitiriyor. Bir çıkış yolu arıyor o da her canlı gibi. “Kötülüğe karşı koymamak” diye bir şey ile sevenlerinin karşısına çıkıyor. “Acaba onun bu yaptıklarına ses çıkarmasa mıydım? Böyle yapsam belki de sonumuz böyle olmayacaktı ben de burada olmayacaktım” diye düşünüp avutmaya çalışıyor kendini. Bir şekilde yaşamak zorundayız. İnsanoğluyuz, bize yeni daha önce duymadığımız ilgi çekici bahaneler lazım.

Kötülüğe karşı koymamak aklıma Dogville geldi. Onu önerebilirim bu noktada. Ama bana sorarsanız telafisi olmayan kötülük yapan bir kişiden vicdan muhasebesi , utanma beklemiyorum ben hiç , hele de sevdiğiniz biriyse mevzu bahis kişi. Tanımadığım biri yapıyorsa hiç tartışmaya girmek istemiyorum. Aydın’ın tarafını tutuyorum bu konuda. Ses çıkmadığı sürece yapılan kimseyi rahatsız etmiyor diye düşünür insan. Biri dur diyene ya da kendi canı istemeyene kadar yapar. İliklerimizde bir yerde işlidir bu. “Kötülüğe karşı siz de kötülükle karşılık verin öldürün yakın yıkın” demek istemiyorum elbette ama karşı taraf bu durumdan hoşnut olmadığınızı bilmeli en azından. “Hımmm üzüyormuşum ben bu karşımdaki insanı” deyip bir kendine gelmeli. Bu tepkileri zamanında vermediğinizde sallanmayan biri olup çıkmanız çok olası. İş işten geçmeden hayır diyebilmeli.

Gel gelelim Nihal’e, o işi gücü olmayan bir yardımsever. Çevredeki okul bina gereçlerinin toplanmasına, bakımına ve öğrencilere bağış toplayarak yardım ediyor. Ama Necla’nın bu konuda çok güzel bir tespiti var.
“Köpeğe kemik vermek yardımseverlik değildir. Sen de kemik yerken kemiğini paylaşmaktır yardımseverlik.”
Yani bu tür yardımlar sistemin sadece devam etmesini sağlar. Zengin zenginliğine devam eder , fakir yine fakir kalır. Zengin az az verir fakire, karnı doysun diye , sonra yine o dış dünyaya kapalı, kendi hayal dünyasına geri döner. Oysa hepimiz insan değil miyiz? “Vermeyelim de napalım” derseniz bence bırakın bu sistem çöksün.

Necla sivri dilli bir kadın olduğundan içindekini hiç saklamıyor. Aydın ‘ın “insanların beni okuduğunu düşünüyorum , güzel geri dönüşler alıyorum” demesine “Her uyduruk yazarın bile okuyucusu var. Bence ölçütün bu olmamalı” diyor. Haksız mı ? Kesinlikle değil. Ama Aydın kendini sadece yazılara vermiş , karısından umudu kesmiş gibi , oradan gelecek güzel sözlerle  yaşamını devam ettirebiliyor sadece. Hatta şu yardımseverlik kampanyalarına bile hiç girişmemişken kendisine gelen beğeni başlangıçlı mektup onu o işe cezbetmeye başlıyor. Mektubu size okuyayım derken bile kendine övgü yapılan kısmı eşiyle ve arkadaşıyla paylaşıyor. Ama Nihal , sırf o bu işin içine girmesin diye istenilenin bir lüks olduğunu söyleyip geçiştiriyor. İlk burada ikili arasındaki ilişkinin kopuk olduğunu anlıyoruz. Önce acaba kıskançlık mı diye düşünüyoruz. Ama ileriki sahnelerde anlıyoruz ki Nihal’in umrunda bile değil Aydın. Sadece ona verdiği şu refah ve rahatlık onu bağlayan kendisine.

Genel olarak hevesini kırıyor Aydın, Nihal’in. Yani bunu şöyle düşünün bir film çekmişsiniz “bak nasıl olmuş” diyorsunuz en sevdiğinize. “O da olmamış böyle , filmi baştan çekelim ,yönetmen de ben olayım , sonra sana filmi seyretmen için dvd yi gönderirim” diyor. Kimsenin hoşuna gitmez evet. Nihal’in de bu yüzden onu toplantılara davet edesi, onu bu yaptığı işte tutası hiç yok. Çünkü kendi emeğiyle ortaya bir şey çıkartmaya ve sadece bununla mutlu olmaya çalışıyor.

Necla’nın Aydın ‘ a yüklendiği kadar Aydın da ona yükleniyor. Artık mevzu “sen salaksın sen de o zaman şöylesin” şekline geliyor.”Böyle olduğun için yapayalnızsın , çevrende bu yüzden kimse kalmadı , bu odaya geldiğinde gerim gerim geriliyorum” diyor onun için Aydın. Ama Necla bana göre kötüye karşı koymamak fikri dışında hep haklıydı. Aydın üstüne yoğun bilgisi olmadan bir din adamını eleştirmeye kalkmıştı. Sırf bir ayak kokusundan , kirli ayakkabıdan bir köşe yazısı yazmıştı.Yirmi beş yılını tiyatroya adamış bir insanın bunlarla neden uğraştığını hani uğraşacaksa da şahıslar üzerinden değil bu işin kökeninden başlaması gerektiğini savunması Necla’yı haklı kılan şeylerdi. Necla ‘nın “on km yol yürüyen bir adamın ayakları da kokar elbet” demesi onu ikna etmişti ama o yine de gururlu bir adam olduğundan bunu asla kabul edemezdi. “Ağlamanın da farklı yolları var elbet” diye kendine çıkar yol aramaya devam ediyordu. Kabullenmiyordu kardeşinin haklı olduğunu. Ama ertesi gün kimse görmeden anne ve babasının mezarına gidip ağlamıştı.

Aydın görmediği şeyler hakkında da fikir sahibi olan biri. Kiracısının ayakabısına bakıp evinin kir pas içinde olduğunu düşünecek kadar ön yargılı bir insan aynı zamanda. İşte bu yüzden “senin işin tiyatro sen bunun hakkında yaz” diyor Necla , Aydın ‘a. Kötü mü diyor , zaten sonunda öyle de oluyor. “Türk Tiyatrosunun Tarihi” diye bir başlık atıyor Aydın. Ama birisi bir şey dedikten hemen sonra yapabilecek bir adam değil o. Arkada ablası hala uzanıyor olsa o başlığı yine atmaz.

O kadar konu oldu Hamit’i ele almadan olmaz, orta yolcu yüze gülen sen uzaklaşınca küfür eden bir adam. “Yetmiş lira cam parası mı olurmuş” diyor. Aydın , Hidayet’e tekrar soruyor emin olmak için “yetmiş değil de yüzyetmişmiş” diyor telefonda konuşurken. Hamit “o zaman biz bunu kirayla mı şey etsek” diyor. Dikkat ettiyseniz hep “şey” diyerek anlatıyor cümlesinin fiil kısmını. Karşı tarafın çemkirmesine cesareti yok çünkü.

Aydın’ın bütün o mal varlıklarının ıvır zıvırını halleden adam Hidayet. Patronunu sorgulamayan sözünden çıkmayan biri. En çok o güldürüyor. Kırık camın yerine
“Orjinal mi taktırım yoksa yan sanayi mi?” diye soruyor Aydın Bey’e.
“Orjinali nereden bulacaksan Hidayet” diyor Aydın Bey.
“İşte ben de o yüzden diyorum” diyor. Aydın Bey kalakalıyor. Biz de patlatıyoruz kahkahayı.

Döndürüp dolaştırıp İsmail ‘e “oğlun nehre düştü biz de kurtardık insanlık ölmüş” gibi laflar ediyor. Sonuçta sen kovaladığın için oldu bu. Ama kaç kez söyledi bunu. İsmail de edemedi en son çocuğu çağırdı. İsmail karakteri o kadar piskopatvari bir şekilde karşımıza çıkıyor ki kesin bu çocuğa bir tokat gelecek diye düşündürtüyor. Geldi de ,bunu bilmemize rağmen de irkildik. Eskilere daldık. Küçükken kaçışı olmayan dayakları hatırlattı bize. Hazır İsmail’den laf açılmışken Nihal’in getirdiği parayı parça parça aile bireylerine dağıtması sonrası “artıyor” demek yerine “artıyor bile” demesi daha etkileyici olabilirdi. Ama yine de bu tür sahneler için “artıyor” kesinlikle orjinallik katmıştır. Bu arada yaşlı şirin teyzeye buradan selamlar, biri televizyon ve doktor göndersin o teyzeye. O rolde bile harika bir gerçekçilik bize yansıtılıyor. O yüzden diğerlerinin oyunculuğu ile ilgili yorum yapmıyorum.

Levent öğretmen , bağış ekibinde, Aydın’ın karısını kıskandığından daha çok, içten içe gıcık olduğu biri. Karşıt görüşlerden beslenme fikrini Aydın Bey’e açtıkça onu etkilemediğini düşünüp ve ondan bir örnek vererek ilgisini çekmeye çalıştı. Başardı da. Ve Aydın Bey yine vicdan ile savundu meselesini.
Bu arada Suavi ‘nin kafasının bir milyon olup Levent öğretmenin “kimisi de eleştiriler karşısında yaratıyor bulup yaratıyor , böyle yaratabilmeli” laflarına böyle dünya umrunda değilmiş bir şekilde koltukta kaykılmış durumdayken
“Tabii, yaratabiliyorsa yaratsın” demesi , Aydın Bey in sinirlendikten sonra Levent öğretmene
“Yanlış ifade ettim de , yanlış ifade ettim desene be” demesi filmden eğlenceli enstantaneler olarak akılda yer etmiştir.

Gerçekten de bir lafı çok kullanandan şüphe etmeli mi? Günümüzde din imanı ağzından düşürmeyenleri görünce gayet mantıklı geliyor insana.
“Vicdan, korkakların güçlüleri korkutmak için kullandığı bir sözcüktür”

Bu söz de etkiliyor Aydın’ı. Ama etkilendiğini belli eder mi ? Tabii ki de etmez. Üstüne laf bile sokar. Ama tavşanı vurma sahnesinde dikkat ettiniz mi? Önce bir acıma hissi doğuyor içinde, silahı indiriyor. Sonra birdenbire öfkelenip ateş ediyor. Aslında ateş ettiği vicdanı. Onu öldürüyor daha çok.

Aydın eşine şimdi de ilgi alaka göstermiyor zamanında da göstermemiş. Yani ne bilim bir elini tutma olsun , bir sabah öpücüğü olsun hiçbir şey göremiyoruz. Sanki evin içi bir şirket gibi her şey resmi. Eşinin fikrini almak için odasına çağırıyor. Nihal , Suavi’ye “gitmeden önce bana uğrayabilir misin? Özel bir şey konuşalım” diyor. Ne olabilir yani eşinin bilmemesi gereken? Zaten bu evlilik Nihal’in cesareti olmadığı için bitmiyor , bitemiyor. Hem o rahatlıktan vazgeçmek istemiyor , hem de tek yaptığı iş yardımseverlik, onun dışında bir şey olmadığı için, ne yaparım kaygısıyla yerinde oturmaya devam ediyor.

Pratiği olmayan bir adam Aydın. At alıyor binmiyor. Hayatını tiyatroda sayısız karakteri canlandırarak geçirmiş. Motora binip alıp başını gitmemiş. Sevdiğine “özledim” diyememiş biri. Kendini mutlu edememiş bir adam sonuçta bir başkasını ancak bu kadar mutlu edebiliyor. Ama Nihal’in içinde ufacık, zerre kadar sevgi olmadığına emin Aydın. En azından diyor “senin istediğin şekilde devam etsin bu ilişki. Sen ne dersen razıyım.” Yan sanayi bir aşk ile devam ediyor kış. Herkes yine kendi odasında soğuk, daha soğuk.

Pulp Fiction (1994)

pulpfiction_sineptik

Sinema tarihinin ezber bozanlarından, tartışmasız kültlerinden Pulp Fiction için özet yazacak arkadaşımız “cenaze dolayısıyla kapalı” olduğu için bu kısmı boş bırakıyoruz. Üzgünüz… Detay

İtirazım Var (2014)

itirazimvar_sineptik

Eski boksör şimdi imam , bağlama çalmaktan hoşnut, satranç da oynayan, üniversite çağında bir kızı olan orta yaşta sıradışı dememize gerek olmayan bir insan camide namaz kıldırdığı sırada bir cinayet işlenir ,hayatın normal akışı bir yandan devam ederken öldürülen kişi … Detay

Mulholland Drive (2001)

mulholland_drive_sineptik

Seviyor muyum yoksa nefret mi ediyorum ikilemi içinde bocalayan ve bu ikilemi bir vicdan muhasebesi içinde bütün benliğinde oldukça sarsıntılı yaşayan, Hollywood’un zorlu yollarına baş koymuş bir “kaybeden”in hikayesi… Ve tabi bu hikayenin Lynch elinde harmanlanmış mükemmel kurgusu… “Nefretten aşk; … Detay