Tag Archives: Yalnızlık

yozgatblues_sineptik

Yozgat Blues (2013)

Müzik öğretmeni olup kurs veren Yavuz bir gün  bir tanıdığını kıramayıp Yozgat’ta bir müzikholde çıkmayı kabul eder. Kurs öğrencisi olan Neşe’nin de kendisi için orada bir iş olup olmadığını merak etmesiyle Yozgat’ta bir serüven için başlangıç yapılmış olur.

Bu filmi seyretmedimBu filmi seyrettim

IMDB

Yozgat Blues (2013)
Yozgat Blues poster Rating: 6.9/10 (784 votes)
Director: Mahmut Fazil Coskun
Writer: Mahmut Fazil Coskun, Tarik Tufan
Stars: Ercan Kesal, Ayça Damgaci, Tansu Biçer, Kevork Malikyan
Runtime: 93 min
Rated: N/A
Genre: Comedy, Drama
Released: 06 Dec 2013
Plot: A barber in Yozgat - a very small city in the middle Anatolia - has an emotional breakdown when he runs into Yavuz and Nese who have come to town to sing in a small music hall-bar.

Hedef Kitle

Etiketler

Yalnızlık , Sevgi , Ölüm , Saçma , Yaşam , Boşluk , Yabancı , Zaman

Detay

  • Bir Zamanlar Anadolu’da Ercan Kesal oyunculuğunu yere göğe sığdıramayan bir insan yüksek dozaj gerçekçiliğe bir kez daha tanık olabilir.
  • Yalnızlığının sonlandırılmasının elinden olmadığını , elinden gelmeyeni de yapamayacağını , çok denediğini ve olmadığını düşünen insanların kendinden parçalar bulması mümkün olabilir.
  • Aksiyon , macera , esrarengizlik , şaşırtıcı bir kurgu bekleyenlerin bir başka film seyretmesinde mümkün mertebe yarar olabilir.
  • İnce espiriler keşfetmeyi ve onlara gülmeyi sevenler için güzel bir kazanım olabilir.
  • Kemikleşmiş ete kemiğe bürünmüş , yanı başımıza geldi gelecek karakterleri oldu olası sevenler için “iyi ki seyrettim” lafı da dillenebilir.

Fragman

Sık Sorulan Sorular
Burası filmle ilgili akla takılan “ya neden neden” deyip kafayı yiyebilmeye kadar götürecek sorulara adanmıştır.Filmi seyretmeyenlerin okuması bir faciaya yol açabilir.

Hayattaki müziğini yitirmiş , en azından onu icra ettiği vakitlerde hissetmek için kendini müziğe adamış bir adam Yavuz. Filmin başında pek iyi bir aile ilişkisi olmadığını anlıyoruz Yavuz’un. “Babam ben gittiğimde ölmüştü abla” diyor. Ablası bunun aksinde bir şey demiş olacak ki  , “babam ben gittiğimde zaten ölmüştü” diye kendini savunuyor biraz sesini yükselterek. Ablası ile de sevincini üzüntüsünü paylaşıyor gibi görünmüyor. Kurumsal bir ortamdaki bir resmi toplantı gibi geçiyor telefon görüşmesi. Sadece bilgilendiriyor.

Karşı cinsle olan ilişkisi için çok çabalamış ve elde etmek için kendini de çok değiştirmeye çalışmış. Ama bir devreden sonra “ben buyum” ve “zamanın ağırlığını sade müzikle atabiliyorum” noktasına geldiğini tahmin ediyorum. Olan bitene diğer insanlar gibi heyecan duyamayan bir adam Yavuz. Hiçbir şey onu şaşırtamaz. Şaşırtsa da o sizin beklediğiniz tepkiyi verecek cinsten bir tepki veremez. Elbet bu adam da sevinir , ama böyle zıplayarak hoplayarak değil ya da haykırarak değil. Tüm bunlar onu toplum içinde yabancı yapmaya yeter de artar bile. Bir yandan da yalnız yapmaya. Yalnızlığın bu kasvetinde kendini değiştirmek ister insan. Bütün olanaklara sahipken yani sahip olduğu her şey kendisindeyken bile değiştiremez insan kendisini. Çevresinde insanlar var , Yozgat’ta tanıdığı bir adam var. Onun sayesinde oraya geliyor. Kursu güzel bir şekilde tamamladığı için teşekkür de alıyor. Tek başına değil. Ama bütün bunlar sadece sözünün eri , güvenilir bir adam olduğu için. Filmin herhangi bir sahnesinde de bu adamın  bir arkadaşı ile bir iki kelam etmek için biraraya geldiğini görmüyoruz. Evet belki değişemezsiniz ama işkenceyi azaltabilirsiniz. Yavuz için de bu müzik.

Bu yüzden de

-Ayrılık mı , Aşk mı , Hüzün mü ?

sorusuna “Ben hayattaki her soruya cevap olarak müzik diyorum”  cevabını veriyor.

Belki de Yozgat’a gelmeyecekti Yavuz. İlk defa birisi onunla zamanı paylaşmayı teklif etti. Bu,  öylesine yaşanan bir yaşam için o kadar cazip ki.

Sahi , heyecanlı nasıl olunur? Müziğin , ritmin verdiği o hissi bir insan diğerine yaşatabilir mi? Yavuz’a kimse yaşatmamış o çok belli. Ama olmuyor değiştiremiyorsun bazı huylarını , en fazla peruk takabiliyorsun kafana ya da gömleğinin tertemiz olmasına dikkat edebiliyorsun. O huyların varken de seni seveni bulmak , kendini sevdirmek o kadar imkansız ki Yavuz için. Ortama ayak uyduracak duygulara sahip olmanız lazım. Ani tepkiler , hayvani şaşırmalar mesela çok tutabilir. Bunlara çabalamaktan vazgeçmiş Yavuz. İyi ki müzik var.

Ercan Kesal’in o müthiş oyunculuğu karakterdeki o doğallığı yansıtışı , gerçekliği kaskatı izlememizi sağlıyor. Yavuz adında bir tanıdığım var benim artık. Merak ediyorum acaba Yozgat’tan ayrıldığında neler yaptı ?

Diğer karakterlere de bu konuda hakkını vermek lazım. Sabri karakteri mesela, bir kadınla görüşürken dışarda bir kadın bekliyor. Kadını evliliğe ikna etmeye çalışıyor.

-Sen föne kaç lira veriyorsun mesela 15-20 , sakal traşı 5 lira.

Neşe’ye de aynı şeyi söylüyor laf arasında. Ama ona evlenme teklifi etmek yetiyor. Böyle bir ortamda büyümüş biri yani iş görüşmesi gibi evliliklerin olabileceği yerde , İstanbul görmüş Yavuz’u yenebiliyor.

Kamil , Yozgat’ın en enteli görünen , alttan slow bir melodi , buğulu ses tonuyla konuşup ilgi çeken biri. “Edebiyat bilmek lazım.Nazım Hikmet’in en son o çıkan kitabı toplu şiirleri okudum” diyor. Seviye bu kadar ama çok popüler.

Biraz kişilikle alakalı sanırım bu özgüvenler.

Neşe’nin gelip Sabri’nin kendisine evlenme teklif ettiğini kendisinin de kabul ettiğini Yavuz’a söylediğinde Yavuz’un o iç dağlayan dışa dönük sevinç azmi takdire değer. Gülmeye çalışarak “Fakat , gerçekten güzel bir haber bu ya”. Bunu o kadar iyi yapıyor ki.  Bir ayakta alkışı hak ediyor.Neşe’yi sevdiğinden değil Yavuz. Yanındaki bir kadının yine kendisini seçmeyip bir başkasına gittiğinden hüzünlü.Bütün hayatı boyunca olan şey tekrardan oluyor. Ve artık peruk da anlamını yitiriyor. Tertemiz gömlek de. Aslolan bilinçaltı , ona da elden gelen bir şey yok.

İstanbul yolcusu kalmasın denilen o sahnede hiçbir yerin yolcusu değil artık Yavuz. Yerinden kıpırdamıyor o yüzden de. Bu dünyada hiç bir yere ait değil ve her şey alabildiğine saçma.

Sahi, nasıl heyecanlı olunur?

Bana Masal Anlatma (2015)

Bana-Masal-Anlatma

Minibüs şoförlüğü yapan Rıza , annesi ile Suriçi’nde yaşarken çocukken babasından dinlediği masalın prensesi ile bulur kendini birdenbire. Güzel, kahramanını arar , Rıza, sevdiği kızı. Evlerini yıkıp  yerine para getirecek birtakım şeyler dikmeye çalışan adamlarla, mahalleli ve Rıza çeşitli maceralara girerler. Detay

Hamam (1997)

hamam_sineptik

Unutulmaya yüz tutmuş mekanlardan olan hamam ile insan ruhunun arınması arasında bir İstanbul hikayesi daha. Francesco’nun hayatı teyzesinden miras kalan bir hamam ile tamamen değişmiştir. Kendisini ansızın İstanbul’un arka sokaklarında bulan Francesco keşfetmeye başlar. İnsanları,tutkularını,ruhunu.Arka sokaklarda kalmış bir hamam ve … Detay

Kış Uykusu (2014)

kisuykusu_sineptik

Yıllardır tiyatro oyunculuğu yapmış bir adam Kapadokya’da bir otel işleten, evleri dükkanları olan, yerel bir gazeteye köşe yazarlığı yapan , kitap yazan kendi halinde bir adam haline gelmiştir. Entelektüel birikimi olan kahramanımızın o izin verdiği kadarıyla iç dünyasına yolculuk edip … Detay

La Migliore Offerta (2013)

la_migliore_offerta_sineptik

Bir sanat eserinin, değerini biçip fiyatını belirlemede usta olan orta yaşta, çok keskin prensipleri olan yalnız bir amca aynı zamanda müzayede yöneten biri olarak da tanınır. Bir gün bir bayan kendisine miras kalan eşyaları satmak için kahramanımızdan fiyat belirlenmesinde yardımcı … Detay